Profesyoneller “Siber Bağışıklık” Yaklaşımına Sıcak Bakıyor

Siber güvenlik dünyası hızla dönüşürken, kurumlar dijital varlıklarını korumak için çok daha güçlü ve köklü yöntem arayışına giriyor.

Kaspersky tarafından gerçekleştirilen güncel bir küresel araştırma, proaktif güvenlik stratejilerine doğru stratejik bir kayma olduğunu ortaya koyuyor. Bu değişimin merkezinde ise “Tasarım Gereği Güvenlik” (Secure by Design) prensipleri ve dayanıklılığı doğrudan sistem mimarisine yerleştiren yenilikçi “Siber Bağışıklık” (Cyber Immunity) yaklaşımı yer alıyor.

Araştırma, Türkiye’deki siber güvenlik uzmanlarının yüzde 84’ünün “Tasarım Gereği Güvenlik” metodolojisine aşina olduğunu gösteriyor. Güvenliği sistemin inşasından sonra eklenen bir katman değil, en başından itibaren dokusuna işleyen bir temel olarak ele alan bu yaklaşım; havacılık ve uzay gibi güvenliğin sonradan “monte edilemeyeceği”, sistemin doğasında olması gereken yüksek riskli endüstrilerde halihazırda uygulanıyor. Ancak sunduğu avantajlara rağmen, standardizasyon ve maliyet odaklı zorluklar nedeniyle bu yaklaşımın yaygınlaşma hızı henüz istenen seviyede değil.

Siber Güvenlikte Yeni Sınır: Siber Bağışıklık

Tasarım Gereği Güvenlik prensiplerini bir adım öteye taşıyan Siber Bağışıklık, sürekli yama (patch) uygulamalarına veya ek güvenlik katmanlarına ihtiyaç duymadan, saldırılara karşı yapısal olarak direnç gösteren sistemler oluşturmayı hedefliyor. Araştırma, çoğu uzmanın Siber Bağışıklık kavramını bildiğini ancak farklı şekillerde yorumladığını ortaya koyuyor. Türkiye’deki katılımcıların yüzde 54’ü bu terimi saldırı altında dahi dirençli kalan “Tasarım Gereği Güvenli” sistemlerle ilişkilendirirken; yüzde 58’i bunu siber suçluların erişimini engelleyen teknoloji ve politika önlemlerinin bir kombinasyonu olarak görüyor. Yüzde 42’lik bir kesim ise kavramı yüksek yetkinliğe sahip siber güvenlik ekipleriyle bağdaştırıyor. Bu veriler, farkındalık yüksek olsa da kavram üzerinde henüz tam bir fikir birliği oluşmadığını gösteriyor.

Proaktif Güvenliğe Artan Talep

Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, “yapısal olarak güvenli” sistemlere duyulan iyimserlik. Türkiye’deki katılımcıların yüzde 48’i ek bir güvenlik çözümüne ihtiyaç duymadan siber saldırılara göğüs gerebilecek sistemlerin tasarlanmasının mümkün olduğuna veya kesinlikle başarılabileceğine inanıyor. Yüzde 48’lik bir kesim ise bazı belirsizliklere rağmen bu fikre açık kapı bırakıyor. Zihniyetteki bu değişim, sektördeki genel bir eğilimi yansıtıyor: Geleneksel reaktif güvenlik önlemleri artık tek başına yeterli değil. Yapay zeka destekli tehditlerin ve giderek karmaşıklaşan saldırıların arttığı bir ortamda, kurumların ihlalleri sadece tespit eden değil, daha tasarım aşamasında engelleyen çözümlere ihtiyacı var.

Siber Bağışıklığın Güvenlik Stratejilerine Entegrasyonu

Çalışma; dayanıklılık, uzmanlık ve esnekliğin yeni nesil siber güvenliği tanımlayan temel unsurlar olacağını vurguluyor. Tasarım Gereği Güvenlik bu yolun metodolojisini sunarken; Siber Bağışıklık, dış savunma mekanizmalarına olan bağımlılığı asgari düzeye indiren nihai hedefi temsil ediyor.

KasperskyOS İş Birimi Başkanı Dmitry Lukiyan, konuyla ilgili şunları söylüyor:
“Geleceği hedefleyen şirketler için Siber Bağışıklık sadece bir koruma yöntemi değil, aynı zamanda net ticari faydalar sunan bir yaklaşımdır. Sistemler en temelden güvenli inşa edildiğinde; sürekli güncelleme, yama ve ek güvenlik araçlarına duyulan ihtiyaç azalır. Bu da daha az maliyet, BT ekipleri üzerinde daha az yük ve zaman içinde çok daha güçlü, güvenilir bir koruma anlamına gelir.”

Günümüzün tehdit ortamında Siber Bağışıklık, geleneksel güvenlik önlemlerini alt edebilen yapay zeka destekli yeni nesil saldırılara karşı sağlam bir duruş sergiliyor. Güvenlik, sistem mimarisinin dışsal bir eklentisi değil de içsel bir özelliği haline geldiğinde; işletmeler sadece korunmakla kalmıyor, aynı zamanda rekabet avantajı da kazanıyor. Bu proaktif yaklaşım, kritik altyapıları geleceğe hazırlayarak kurumların evrimleşen tehditler karşısında bile güvenle faaliyet göstermelerine olanak tanıyor. Böylece siber güvenlik, savunmacı bir zorunluluktan dijital dönüşümü hızlandıran ve riskleri azaltan stratejik bir fark yaratan unsura dönüşüyor.

Siber güvenlik ekosistemi karmaşıklaştıkça, Siber Bağışıklık hayati bir strateji olarak öne çıkıyor. Bu yaklaşımı bugünden benimseyen kuruluşlar, sadece koruma düzeylerini artırmakla kalmayacak, aynı zamanda değişken dijital dünyada bir adım önde yer alacaklar.

Sizin de bu konuda söyleyecekleriniz mi var?