Yayıncılık Sektörünün Öyküsünü Artık Dijitalleşme Yazıyor

Sait Faik, ‘Kurabiye’ adlı öyküsünün giriş cümlesinde şu ifadelere yer vermiş. “İstanbul’da tifüs, memlekette zelzele, dışarıda harp, ben sana aşığım.” Yani esasında hayat bir şekilde hep devam ederken, sanat ve edebiyat da her daim devam ediyor, savaşlara, salgınlara, krizlere direniyor. Pandemi döneminde de bu aynı şekilde gerçekleşirken bu seferki dirençte dijitalizmin payı büyüktü. Hatta payın neredeyse büyük bölümü dijtaldeydi ve teknolojinin açtığı kapılardaydı. Mete Gürkan’ın yazısı.

14 Şubat gelince akla ilk gelen Sevgililer Günü oluyor. Aşıklar, sevgililer, sevgilisi olmayanlar ve markaların pazarlama ve satış uzmanlarının gündeminde bu gün oluyor, sosyal medya, haberler, billboardlar ve reklamlar Sevgililer Günü ile doluyor. Fakat 14 Şubat sadece Sevgililer Günü değil aynı zaman edebiyat tutkunları ve de yayıncılık dünyası için de önemli bir gün: Dünya Öykü Günü.

Bu yıl Dünya Öykü Günü her yılkinden biraz farklı. Geçen yıl bu gün kutlanırken, kimse, ne yazarlar ne okurlar ne de yayıncılık dünyası eve kapanacağımızı, kitaplara ulaşma şeklimizin değişime uğrayacağını, yazım ve üretim süreçlerinin adapte olması gerekeceğini hayal bile edemezdi. Pandemi dönemimiz neredeyse artık bir yılı doldurmak üzereyken, Dünya Öykü Günü’nde gelin pandemi süreci edebiyatı, edebi ürünlere ulaşmamızı ve yayıncılık sektörünü nasıl bir etkiledi, kısaca bir bakış atalım.

Sait Faik, ‘Kurabiye’ adlı öyküsünün giriş cümlesinde şu ifadelere yer vermiş. “İstanbul’da tifüs, memlekette zelzele, dışarıda harp, ben sana aşığım.” Yani esasında hayat bir şekilde hep devam ederken, sanat ve edebiyat da her daim devam ediyor. Savaşlara, salgınlara, krizlere direniyor. Pandemi döneminde de bu aynı şekilde gerçekleşirken, bu seferki dirençte dijitalizmin payı büyüktü. Hatta payın neredeyse büyük bölümü dijtaldeydi ve teknolojinin açtığı kapılardı.

Daha Çok Kitap Okuduk, Kitaba İhtiyacımız Arttı

Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Telif Hakları Genel Müdürlüğü istatistiklere göre 2020 yılında Türkiye’de bir kişiye düşen kitap sayısı 7,01’den dan 7,60’a yükselmiş. Yani geçen yılın önemli bir bölümünde hepimiz evlerimizde daha çok vakit geçirip, kimi hafta sonları tamamen evlere kapanırken, bu dönemde, 2020’de kişi başına okuduğumuz kitap oranı yüzde 8.5 artmış.

İnsanlar pandeminin verdiği duygulardan, depresyondan, kaygılardan, belirsizliklerden kurtulmak için diğer sanat dalları gibi kitaplara da sığındılar. Bu dönemde daha önce pek fazla talep görmeyen kitap türlerinin satışında da artış gözlenmiş. Örneğin “feel good” kitapları ve hatta boyama kitaplarında bile.

Sektörde pandemi döneminde kitabevlerinin kapalı olması nedeniyle satışlar yayınevlerinin web satış sitelerine ya da online satış sitelerine kaydı. Bu eğilim halen de devam ediyor. Yayıncılık sektöründeki online’ın payı yüzde 21-22 oranındakiyken, online satışlar son bir yılda neredeyse yüzde 100’e yakın artışlarla ivme kazandı. Online’ın pazardaki satışlardan aldığı payın yüzde 45’ler civarını aşmış durumda olduğu belirtiliyor.

Yayınevleri de Dijitalden Okurla İlişki Kuruyor

Pandemiyle birlikte yayınevleri de okurlarıyla dijital mecralar üzerinden ilişki kurmaya başladı. Bu edebiyat dünyası için yeni bir deneyim oldu. Edebiyat dünyası öncesinde kullanmadığı hatta bilmediği birçok mecrayı daha etkin kullanmayı öğrendi, okurlar da aynı şekilde.

Yayınevleri halen etkinliklerini genelde çevrimiçi yapıyor. Atölye çalışmaları ve söyleşiler dijital ortamda hayat buluyor, yeni gelir kapıları da açılıyor. Bu etkinliklerde Instagram gibi sosyal mecralar özellikle öne çıkarken, son olarak Clubhouse üzerinden de nasıl bir yeni yol açılabilir, yayıncılık dünyası bunun üstüne de düşünüyor.

E-kitap Yine Yükselemedi, Sesli Kitaba Talep Çok

Birkaç yıl önceye kadar beklenti e-kitabın büyük patlamalar yaşayacağı, sektörün e-kitaba yöneleceğiydi. Ama beklenti çok gerçekleşmedi. Pandemi dönemi de e-kitaba ivme kazandıramadı.  E-kitap halen Türkiye’de çok rağbet görmüyor. Ama sesli kitap konusunda ciddi bir talep var. Storytel gibi mecralar özellikle bu dönemde daha çok ilgi çekiyor ve talep görüyor.

Öngörüler pandemi döneminden sonra bile özellikle, getirdiği imkanlara ve indirimlere tüketiciyi alıştıran online satışın, çevrimiçi gerçekleşen yoğun etkileşimli etkinliklerin ve sesli kitaplardaki ivmenin devam edeceği yönünde.

Bir Öykü Kitabı Önerisi: Aylin Balbao’dan “Ateş Sönene Kadar“

Ve son olarak Dünya Öykü Günü’nde okurlarımız için bir kitap önerelim. Yeni kuşağın en önde gelen öykü yazarlarından Aylin Balbao’nun yeni kitabı. Balbao, çok ses getiren “Belki Bir Gün Uçarız”dan sonra yeni kitabı “Ateş Sönene Kadar”ı geçtiğimiz aylarda yayınladı. Eğer yalın dille yazılmış ama vurucu da olan bir öykü kitabı okumak isterseniz, bu kitap kesinlikle aradığınız öykü kitabı olacak.

İletişim Yayınları’ndan çıkan kitap, Balboa’nın yeni öykülerinden oluşuyor.

İletişim sektöründe gazetecilik ve halkla ilişkilerde 20 yılı aşkın deneyime sahip olan Mete Gürkan, teknolojinin hayata dokunan farklı yönleriyle ilgili düşünmeyi, araştırmayı ve yazmayı seviyor. Linkedin profiline bu adresten, Twitter ve Instagram profillerine @vegangergedan nickinden ulaşabilirsiniz.

Etiketler: ,

Sizin de bu konuda söyleyecekleriniz mi var?