Elektrikli Araçlarda Yangın Güvenliği İçin Uzmanlık Şart

Uzmanlar, elektrikli araçlarda yangın riskine ilişkin tartışmaların, servis ve müdahale süreçlerindeki uzmanlık ihtiyacını da gündeme taşıması gerektiğini belirtiyor.

Elektrikli araçlarda yangın güvenliği tartışılırken, yangınların yaşanma sıklığı ile yangına müdahale süreçleri gündemde kalmaya devam ediyor. Konuyla ilgili önemli değerlendirmelerde bulunan Motor Aşin CEO’su Saim Aşçı, bataryanın dahil olduğu bazı yangınların uzun sürede kontrol altına alınmasının, elektrikli araçların daha sık yandığı anlamına gelmediğini ifade etti. Aşçı, tüketicilerin doğru bilgilendirilmesi ve otomotiv sektörünün yeni teknolojilere hazırlığı için değerlendirmelerin güvenilir verilere dayanması gerektiğini söyledi.

Yangın verileri kapsamıyla birlikte değerlendirilmeli

Elektrikli araç sayısı arttıkça bu araçların karıştığı olayların görünürlüğünün de arttığını belirten Aşçı, “Elektrikli araçlarda elbette farklı riskler var. Bu riskleri doğru anlamamız ve buna uygun çözümler geliştirmemiz gerekiyor. Tekil yangın vakaları üzerinden genel bir algı oluşturmak yerine, veriler üzerinden hareket etmek önemli” diye konuştu.

İsveç Sivil Savunma Kurumu’nun (MCF) 2025 yılı derlemesine göre, ülkede elektrikli ve hibrit otomobil sayısı yıl sonunda 1 milyonu aşarken, yıl boyunca itfaiyenin müdahale ettiği yangınlarda 46 elektrikli veya hibrit otomobil yer aldı. Ancak kurum, kundaklama vakalarının kapsam dışında tutulduğunu, her olayda bataryanın yangına dahil olmadığını ve derlemenin tüm vakaları kapsayan eksiksiz bir istatistik serisi niteliği taşımadığını belirtiyor. Bu nedenle ülke verilerinden bir risk oranı çıkarırken araç grupları, kayıt yöntemi ve olayların kapsamı birlikte ele alınmalı; farklı yöntemlerle derlenen sayılar doğrudan karşılaştırılmamalı.

Bataryanın yangına dahil olması müdahale sürecini değiştiriyor

Elektrikli araçlarda çıkan her yangında batarya devreye girmiyor. Bataryanın yangına dahil olduğu durumlarda ise farklı bir teknik süreçle karşılaşılıyor. Lityum iyon hücrelerde sıcaklığın kontrolsüz biçimde yükselmesi olarak tanımlanan “termal kaçak”, komşu hücrelere yayılabiliyor. Dışarıdaki alevler kontrol altına alınsa bile batarya içinde devam eden süreç yeniden alevlenmeye yol açabiliyor.

ABD Ulusal Ulaşım Güvenliği Kurulu’nun (NTSB) elektrikli araç batarya yangınlarına ilişkin incelemesi de hasarlı bataryalarda kalan enerjinin, müdahale ekipleri açısından elektrik çarpması ve yeniden alevlenme riski oluşturabileceğine dikkat çekiyor. Batarya yönetim ve koruma sistemlerinin varlığı da bu risklerin bütünüyle ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.

Söndürme kadar soğutma ve takip de önemli

Bataryanın yangına dahil olduğu olaylarda soğutmanın sürdürülmesi ve müdahale sonrasında sıcaklığın izlenmesi önem taşıyor. İhtiyaç duyulan su miktarı; bataryanın büyüklüğüne, hasarın kapsamına ve soğutmanın ne ölçüde etkili yapılabildiğine göre değişebiliyor. Bu nedenle bütün elektrikli araç yangınları için tek bir söndürme süresi ya da su miktarı vermek mümkün değil. Aşçı, bu farklılıkların müdahale planlarında dikkate alınması, ekiplerin uygun yöntem ve ekipmanlarla hazırlanması gerektiğini vurguladı.

Servislerde yüksek voltaj tehlikesi uzmanlık gerektiriyor

Bakım ve onarım sırasında yapılacak teknik müdahalelerin de güvenlik açısından dikkatle ele alınması gerektiğini belirten Aşçı, “Yüksek voltajlı sistemler ve batarya paketleri üzerinde yapılacak işlemler özel bilgi, ekipman ve güvenlik prosedürleri gerektiriyor. Servis ve müdahale süreçlerinde bu alanda uzmanlaşmış personelin görev alması büyük önem taşıyor. İtfaiye ekiplerinin yanı sıra otomotiv sektörünün de bu değişime hazırlıklı olması gerekiyor.” uyarısıyla servislerdeki uzmanlık ihtiyacına işaret etti.

Türkiye için karşılaştırılabilir kayıt çağrısı

Diğer yandan Türkiye’de araç türlerine göre düzenli ve karşılaştırılabilir yangın verilerine ihtiyaç bulunduğunu ifade eden Aşçı, elektrikli, hibrit ve içten yanmalı araçların ayrı izlenmesinin, olaylarda bataryanın rolünün kayda geçirilmesinin daha sağlıklı değerlendirmeler yapılmasına imkân sağlayacağını belirtti. Tekil olaylar üzerinden ülke geneline ilişkin kesin bir risk oranı ortaya koymanın mümkün olmadığını vurgulayan Aşçı, “Elektrikli araçlar önümüzdeki yıllarda hayatımızda daha fazla yer alacak. Batarya teknolojisi geliştikçe yangınlara müdahale konusunda da yeni yöntemler ve ekipmanlar ortaya çıkıyor. Burada amacımız riski büyütmek ya da küçümsemek değil; doğru veriler üzerinden hareket ederek gerekli hazırlığı yapmak olmalı.” açıklamasını yaptı.

Sizin de bu konuda söyleyecekleriniz mi var?