Teknoloji ve Çevre İlişkisi

Toprak, Rüzgar ve Ateş: Çevresel algılama ve analitik çalışmalar tehlikedeki bir dünyaya nasıl yardımcı olabilir?

Yazan: Nokia Bell Labs Türkiye Ülke Müdürü Erensoy Bilgin

Gezegenimiz bir krizin içinde. İster orman yangınları ve sellerin hızla yayılması, ister zehirli hava ve su kirliliği olsun, iklim değişikliği ve diğer çevresel tehditlerin yıkıcı etkileri her yerde. Kritik altyapılarda meydana gelen endüstriyel kazalar ek tehlikeler oluşturuyor.

Tüm bu felaketleri hafifletmenin anahtarı, onları kontrolden çıkmadan önce durdurmak ve bunu yapmanın tek yolu erken tespit ve analiz.

Nokia Bell Labs’ın yenilikçi Çevresel Denetim çözümü işte bu noktada devreye giriyor. Yağmur ormanlarımızı ve okyanuslarımızı en son teknolojiyle daha yakından takip etmek, hayatları, mülkleri ve işletmeleri, hatta belki de gezegeni kurtarmak anlamına geliyor. Yasadışı ağaç kesiminden gaz ve kimyasal sızıntılara, büyük ölçekli orman yangınlarını tespit etmekten erken tsunami uyarılarına ve çevre kirliliği ve ormansızlaşma gibi uzun vadeli etkilerle mücadeleye kadar 21. yüzyılda karşılaştığımız en önemli zorluklardan bazılarına yanıt vermek için buna ihtiyacımız olacak.

Platformumuz, dünyanın dört bir yanına dinamik, gerçek zamanlı sensörler yerleştirerek, en uzak konumlarda bile çeşitli çevresel koşulları izleyebilir ve sürekli AI/ML tarafından üretilen içgörülerle en hızlı erken tespiti sunabilir.

Bu, ulaşım hatlarını, iletişim ağlarını, su tedarikini,elektrik ve gaz hizmetlerini korumak için kullanılabilir. Özellikle kamu hizmetleri, acil durum hizmetleri, devlet kurumları ve balıkçılık, kereste ve tarım gibi endüstri sektörleri için çok önemli olabilir.

Daha da önemlisi, bu küresel krize yönelik daha geniş kapsamlı bir çözümün büyük bir parçası haline gelebilir.

Akıllı yangın alarm sistemi

Mesela orman yangınlarını ele alalım.

Her yıl sadece Amerika Birleşik Devletleri’nde yaklaşık 70.000 orman yangını meydana geliyor. Küresel çapta yangınlar 4 milyon kilometrekare alanı yakarak 50-300 milyar dolar zarara yol açıyor ve tüm sera gazı emisyonlarının yüzde 20’si bu şekilde oluşuyor. Bu durumun önümüzdeki on yıl içinde daha da artması öngörülüyor.

Şimdi, bizi uyarabilecek küresel bir sensör ağına sahip olduğumuzu hayal edin, böylece daha hızlı yanıt verebilir ve bu hasarı kısıtlayabiliriz. Cihazlarımız, lokal ve bulut analitiği için yerinde veri toplayan hayati öneme sahip ilk müdahale ekipleri olarak hizmet veriyor. Bu, duman algılama, hava solunabilirliği ve yangın hareketi ve tutarlılığı ile ilgili ayrıntılar da dahil olmak üzere bir yangının yaşam süresi boyunca kritik bilgiler sağlıyor.

Bu platformu kısa bir süre önce Kuzeybatı Florida’da yaklaşık 500.000 dekarlık bir alanı kapsayan Eglin Hava Kuvvetleri Üssü’nde ve Finlandiya’daki belirli bölgelerde test ettik. Güneş enerjisiyle çalışan düzinelerce sensör yerleştirdik ve bu sensörler, sıcaklık, nem, parçacık madde, uçucu organik bileşenler, karbon monoksit, karbon dioksit ve daha fazlasının ölçümlerini sağlayarak öngörülen bir dizi yangından başarılı bir şekilde veri topladı. AI/ML modeli yangınları tespit etmede ve ilerlemelerini tahmin etmede başarılı sonuçlar gösterdi.

Okyanuslarımızın korunması

Ayrıca bu hizmeti, küresel bir strateji, tasarım ve mühendislik şirketi propelland ile ortak bir işbirliği içinde okyanuslarda veri toplama alanına genişletmek istiyoruz.

Okyanuslar gezegenimizin yüzde 70’inden fazlasını kaplıyor ve ihtiyacımız olan oksijenin yüzde 50’sinin kaynağını oluşturuyor. İklimi düzenliyor ve Dünya’daki yaşamın yüzde 80’ine ev sahipliği yapıyorlar. Okyanus sağlığının kötüleşen durumu korkunç ve boyutunu takip etmek de zor.

Önerimiz, okyanuslarımızda düzenli olarak dolaşan 255.000 gemiden yararlanmayı ve her gemiyi bir veri toplama noktasına dönüştürmeyi içeriyor. Bu gemilere cihazlar takarak sıcaklık, pH seviyeleri, çözünmüş oksijen, tuzluluk ve daha fazlası gibi göstergeler hakkında gerçek zamanlı bilgi toplayabiliriz.

Şu anda Baltık Denizi’nde fiziksel veri toplama cihazlarının ve tahmine dayalı bir veri platformunun oluşturulmasını içerecek altı aylık bir pilot program için yaklaşık 50 cihaz geliştirme sürecindeyiz. Baltık Denizi dünyanın en kirli denizlerinden biri ve sığ bir iç deniz olarak suyun oksijen seviyesini ve biyolojik çeşitliliğini etkileyebilecek azot ve fosfor boşaltımlarına karşı özellikle savunmasız.

Ancak ister bir gemi olsun ister bir yelkenli, herhangi bir deniz aracı bir sensör olarak hizmet verebilir. Limanlardaki ve diğer kıyı bölgelerindeki sağlığı izlemek için şamandıralar gibi sabit platformları da kullanabiliriz.

Sağduyu

Tüm bunlar, mevcut altyapıyı alıp daha iyi bir amaç için kullanılmasını sağladığımız çift amaçlı teknoloji vizyonumuzun bir parçası. Bunu halihazırda fiber optik şebekelerde, çevresel sensörler olarak iletişim fiberlerini kullanarak ağ arızaları ve doğal afetler için erken tespit sistemi olarak çalıştırabiliyoruz.

Bu tür çevresel sensör birleşimi ve akıllı gözetim, çeşitli kullanım durumlarına yönelik takip ve analitik hizmetler sunarak endüstriyel sektörde de benzer şekilde uyarlanabilir. Tespit teknolojilerimiz, drone’lar, uydular ve kamera temelli sensörler gibi diğer teknolojiler ve çözümlerle kolayca bütünleşebilecek esneklikte kullanılabiliyor. Düşük enerjili fiziksel algılama, lokal ve bulutta konuşlandırılmış analitik, esnek ve gelişmiş uygulama yapısı, güçlü çözümlerin daha hızlı bir şekilde oluşturulmasına ve dağıtılmasına olanak sağlıyor.

Çevresel Gözlem platformumuz bu seçeneklerin bir uzantısıdır çünkü toprak veya rüzgarda, suda veya yangında olmak üzere her yere konuşlandırılabilir. Sel ve yangınlara karşı uyarının yanı sıra, madencilik, tarım, imalat, tomrukçuluk ve çeşitli iş gücü ve endüstriyel denetim gibi birçok sanayiye faydalı olabilir.

Tüm bu durumlarda, dünyamızı daha iyi anlamamız ve yaklaşan tehditlere karşı erken uyarı ve berrak bir anlayışa sahip olmamız faydalı olabilir.

Sizin de bu konuda söyleyecekleriniz mi var?