Samsung Gear S3 İncelemesi: Dick Tracy’e Söyleyin Zamanı Geldi

Samsung’un yeni akıllı saati Gear S3 Enterprise Next’in konuğuydu. Çocukluk hayallerimizin gerçeğe dönüştüğü bu ilginç ürünle birlikte geçirdiğimiz birkaç haftanın ardından detaylı izlenimlerimizi sizlerle paylaşalım istedik.

Gear S3

Soğuk ve yağmurlu bir İstanbul sabahında Halaskargazi caddesinden çıkmış, Nişantaşı’nın ara sokaklarından geçerek Maçka yönüne doğru ilerliyordum. Metrodan çıkalı fazla olmamıştı. Birden kalın paltonun altında gelen boğuk bir sesle birlikte sol bileğim titremeye başladı. Sağ omzumda asıl duran sırt çantasını dengeleyerek saatime baktım. Kolumdaki saat bir arayan olduğunu gösteriyordu. Elimi cebime atıp telefonuma uzanacak durumda değildim. Onun yerine sağ elimin parmaklarıyla saate uzanarak kadranın etrafındaki çerçeveyi saat yönüne doğru çevirdim ve konuşmaya başladım.

Sonra birden ne yaptığımı fark ettim. Nişantaşı sokaklarında yürürken beni arayan kişiyle saatim üzerinden konuşuyordum.

Ben küçükken Dick Tracy emniyet güçleriyle, Michael Knight Kitt ile konuşmak için kullanırdı saatini. Küçük bir çocukken uzak geleceğin erişilmez teknolojileri gibi görünen şeylerden biri daha, doğanın insana biçtiği ortalama 70 yıllık yaşam süresinin bana ayrılan kısmı sona ermeden gerçeğe dönüşmüştü.

Ekran Büyümüş, Kadran Dile Gelmiş

Eğer teknoloji hayatınızda önemli bir yer tutuyorsa ve aksesuar olarak saat kullanmayı seviyorsanız Samsung Gear S3‘ün hayatınıza katabileceği pek çok ilginç detay var. Ben burada cihazın donanımın ve detaylı özelliklerinden değil, daha çok kullanıcı üzerinde bıraktığı izlenimlerden bahsedeceğim. Bu gibi detaylarla ilgileniyorsanız şu adresteki resmi ürün sayfasına göz atabilirsiniz.

Gear S3

Beğeniler farklılık gösterebilir ama Gear S3’ün Classic modeli, Frontier kadar albenili durmuyor sanki.

Samsung Gear S3, bundan yaklaşık 1 yıl önce piyasaya çıkan Gear S2’nin devamı olmak ve ötesine geçmek için tasarlanmış bir alet. Daha önce Gear S2 kullanırken iki şeyin eksikliğini hissediyordum: Biri yüklediğim saat şekillerinin daha görkemli görünmesi için ekranın biraz daha büyük olması, diğeri elim kolum doluyken veya araç kullanırken kısa tutacağım görüşmeleri doğrudan saat üzerinden gerçekleştirebilme imkanı. Gear S3’te artık ikisi de mevcut.

Tabii cihazın gelişimini bu kadarla bırakmamışlar. Samsung kadranın büyümesiyle birlikte tasarımda bazı önemli yeniliklere gitmiş. Bunun için saat tasarımı konusunda 30 yıllık deneyimi olan İsviçreli tasarımcı Yvan Arpa‘dan destek almışlar. Arpa, cihazların gerçek bir saat gibi görünmesi için tıraşlanmış metal malzeme kullanımından genel tasarıma kadar her alanda sanatını konuşturarak mekanik saatlerle kıyaslanabilecek bir gövde ortaya çıkarmış.

Ortaya çıkan sonuç gerçekten etkileyici. Özellikle de sunulan iki farklı seçenek arasında spor görüntüsüyle öne çıkan Frontier modelinin tasarımı, daha çok klasik saatleri andıran Classic modelini gölgede bırakacak kadar güzel. İçimden bir ses bu ayrımın satışlara benzer şekilde yansıyacağını söylüyor.

Bunun yanı sıra cihazda artık dahili GPS desteği de var (bir önceki model olan Gear S2 bu iş için telefona bağımlıydı). Ayrıca saati aktif olarak kullanmadığınız zamanlarda ekranda sürekli görünen saat şekilleri üzerinde bazı değişikliklere gitmişler. Gelişen grafik arayüz ve büyüyen pil sayesinde daima açık saat görünümünü göğsünüzü gere gere sergileyebiliyorsunuz. Gear S3 ile insanlar artık saati yüzünüze doğru tutmadığınız zamanlarda içi boş siyah bir halkayı kolunuzda gezdirdiğiniz hissine kapılmıyor.

Dokunmatik veya Taktik Arayüz: Seçim Sizin

Samsung Gear S3, yazılım tarafında uygulama bildirimlerinin görüntülenmesi, saat üzerinden e-posta ve mesajların okunup cevaplanması, hava durumu, barometre, dünya saati, önceden yüklenmiş 15 farklı saat biçiminin üzerine uygulama dükkanından edinebileceğiniz binlerce saat biçimiyle zenginleştirebilme ve Tizen uygulama desteği gibi özelliklere sahip. Uygulama yükleme ve senkronizasyon işleri telefon üzerine yüklenen bir yazılım sayesinde ve Bluetooth bağlantısıyla gerçekleştiriliyor. Biraz dolaylı olmakla birlikte cihazın Wi-Fi ağları üzerinden uzaktan olarak senkronizasyon özelliği de var. Dilerseniz Bluetooth yardımıyla cihazı kablosuz kulaklığa doğrudan bağlayabiliyorsunuz. Bu durumda toplam 4 GB olan sistem belleğinin işletim sisteminden arta kalan yaklaşık 2 GB’lık kısmını sevdiğiniz şarkıları depolamak için kullanmanız mümkün.

Cihazda Samsung Pay gibi temassız ödeme gibi işlemler için NFC desteği de mevcut. Samsung Pay Türkiye’ye gelir mi, ne zaman gelir bilinmez ama belki yakında toplu taşıma kartı yerine saatinizi kullanmanız mümkün olabilir.

Gear S3

İndireceğiniz yeni saat şekilleriyle saatinizi çok farklı biçimlere sokabilirsiniz.

Saatin arayüzüyle etkileşim dokunmatik ekran ve kadranın etrafını saran döner çerçeve sayesinde gerçekleştiriliyor. Bence bu çerçeve Apple Watch’ın kurma kolundan çok daha başarılı. Diğer yandan bu sistem temel fonksiyonların kullanımı için rahat bir alternatif sunmakla birlikte, saatin etli bir çerçeveye sahip olmasının da en büyük sebebi. Oysa günümüzün kullanıcı eğilimlerine baktığınızda akıllı telefonlardan televizyonlara kadar bir şeyin çerçevesi ne kadar ince olursa insanın o kadar hoşuna gidiyor. Aslında bu çerçeve arayüzünü tasarım ve kullanışlılık açısından daha ideal hale getirecek bir fikrim var. Şirket yetkilileri bu yazıyı okur da bana ulaşırsa paylaşırım.

Saat üzerinden yazılı mesajlaşma konusunda “Geliyorum”, “Toplantıdayım” gibi temel mesaj kalıplarının hızlıca gönderilmesi dışında çok bir performans beklemeyin. İsterseniz uzun cümleler de yazabilirsiniz ama uğraştırıyor, değmez. Saatte S-Voice adlı bir sesli asistan da var ama desteklediği diller arasında Türkçe yok. Olsa çok iyi olurmuş, en azından uzun cümleleri saatinize söyleyerek dikte ettirebilirdiniz.

Saat Şekilleri, Uygulama Ekosistemi, Sağlık Fonksiyonları

Gear S3, bugüne kadar Gear S2 için yazılmış olan tüm uygulamaları ve saat biçimlerini destekliyor. Sanırım bunların toplam sayısı 10 bini geçti. Bunun yanında Gear S3’e özgü bazı yeni saat şekilleri ve uygulamalar da mevcut. Mesela Gear S3’ün beraberinde gelen saat şekilleri önceki modelde yer alanlara göre bence daha başarılı. Hatta bazılarında gerçeklik hissini artırmak amacıyla kolunuzu çevirdiğinizde kadran üzerindeki yansımanın değişmesini sağlayan hoşluklar var. Uygulama dükkanında veya Mr. Time Maker ve Watchmaster gibi saat platformlarında biraz gezinerek, kolunuzdaki saati ufak bir dokunuşla pahalı bir Tag Heuer veya Rolex imitasyonuna dönüştürmeniz dahi mümkün.

Diğer yandan saatin kendi fonksiyonlarını hariç tutarsanız uygulama kısmı henüz tam oturmuş değil. Daha doğrusu kimse halen akıllı saatlerin hangi uygulamalar için ideal olduğunu çözebilmiş değil. “Örnek uygulama” olarak parmakla gösterebileceğiniz bir şey hala yok.  Örneğin kol saatinden navigasyon kulağa iyi bir fikir gibi gelse de gerçek hayatta öyle olmuyor. Yine de arada bazı ilginç örnekler yakalamak mümkün. Kol saatinize dokunarak Uber’den araç istemek gibi örneğin.

Bunun haricinde cihaz kapsamlı bir egzersiz bandı görevi de görüyor. Düzenli olarak kalp atışlarınızı ölçüyor, adımlarınızı sayıyor, egzersiz ve uyku kayıtlarınızı tutuyor. Bu fonksiyonların çoğu Gear S2’de zaten vardı ama Gear S3’te bunların üzerine eklenen bazı yeni şeyler var. Mesela artık bulunduğunuz yerde deniz seviyesinden ne kadar yüksekte olduğunuzu ölçebiliyor ve kaç kat merdiven çıktığınızı sayabiliyor.

Telefonunuzdaki S-Health uygulamasıyla saati eşleştirerek bunların detaylı bir dökümünü tutabiliyor ve kendinize hedefler belirleyebiliyorsunuz. Mesela günde 6 bin adım veya 10 kat merdiven çıktığınızda saat size madalya veriyor. Ayrıca yine S-Health uygulaması üzerinden kendinize bir arkadaşınızı rakip olarak belirleyip kim ne kadar yürümüş, kaç merdiven çıkmış, kaç kalori harcamış gibi konularda hanginizin daha önde olduğunu an be an saat üzerinden görebiliyorsunuz.

Gear S3 Mars’tan, Kadınlar Venüs’ten

Tüm bu yenilikleri desteklemek için saate bir öncekinin neredeyse 2 katı kapasiteye sahip yeni bir pil eklenmiş. Bu sayede saatin pili aleti fazla kurcalamazsanız 4 gün, normal sıklıkta kurcalarsanız 2 gün, aldıktan sonraki ilk birkaç günlük çılgıncasına keşfetme modunda ise 1 gün civarında dayanıyor. Pil bittiğinde üzerinde yer alan mıknatıslar sayesinde saatin otomatik olarak doğru açıda yerleşmesini sağlayan kablosuz şarj standına koyarak birkaç saat içinde şarj edebiliyorsunuz. Kutudan çıkan küçük boy ek kordon sayesinde saat her boy bileğe kolayca uyum sağlayabiliyor.

Diğer yandan yüksek kapasiteli pil, dahili GPS, görüşme için hoparlör derken tüm bu eklentiler saatin bir önceki nesle oranla hatırı sayılır ölçüde büyümesine, ağırlaşmasına ve kalınlaşmasına sebep olmuş. Bunu kötü görünüyor anlamında söylemiyorum, aksine büyük saat sevenler için Gear S3 harika bir tercih olabilir. Ama Samsung’un bu tercihle kadınları biraz dışarıda bıraktığı izlenimine kapıldım. Çünkü aygıtın çizgileri bariz maskülen. Eşime sordum ne düşünüyorsun diye; “Eski model Swatch tarzıydı, daha uniseks bir görünümü vardı. Bu yenisi biraz erkeksi olmuş” dedi.

Gerçi aşağıdaki görselde yer alan model bu durumu fazla dert ediyormuş gibi görünmüyor ama yine de bir çekince olarak dursun.

Gear S3

Diğer yandan belki de olay küçük ve kibar saat isteyenleri hedef kitlenin dışında tutmakla ilgili değilir. Belki de henüz bu donanımı ve fonksiyonu daha küçük bir kasaya sığdırmak için yeterli teknolojiye sahip değiliz. Gear S3 muhtemelen bundan 5 yıl sonra çıkacak 1 milimetre inceliğindeki akıllı saatin bugünden atılan ilk adımı. Bir elinize 2010 yılında ilk çıkan ve herkesi hayretler içinde bırakan iPad’in ilk sürümünü alın, diğer elinize iPad Air’i alıp karşılaştırın, neyi kastettiğimi anlayacaksınız.

Bu arada Samsung’un tasarıma el atarken kordon bağlantılarını değiştirip 22 milimetrelik standart kayış pimine uygun hale getirmesi güzel bir hamle. Bu sayede sadece Gear S3 için üretilmiş olanları değil, saatçiden beğenip yakıştıracağınız herhangi bir kayışı saatinizle birlikte kullanabilirsiniz. Güzel bir kayış, belki de yukarıda bahsettiğimiz endişelerin bir kısmını ortadan kaldırabilir.

Kullanıcısıyla Kişisel Bağ Kurma Fırsatı Boşa Harcanmamış

Alet gayet güzel, ama her şeyi bir kenara bırakırsak Gear S3’ün en sevdiğim yönü kullanıcısıyla arasında kurduğu bağ ve yakınlık oldu. Ne de olsa bir akıllı saat, ara sıra elinize aldığınız cep telefonundan farklı olarak sürekli kolunuzda duran, temas eden, sizinle birlikte yaşayan bir cihaz. Böyle bir yaklaşım teknolojinin insana olan yakınlığını güçlendirmek adına pek çok fırsat sunuyor. Samsung bu fırsatı çok iyi değerlendirmiş.

Gear S3 ile birlikte zaman geçirdikçe, bu yakınlığın farklı şekillerde ortaya çıktığını görüyorsunuz. Örneğin 10 dakikadan daha uzun süren plansız bir yürüyüşe mi çıktınız? Hemen “Harikasın, çok güzel bir yürüyüş böyle devam et” diyerek cesaretlendiriyor sizi. 1 saatten uzun zamandır yerinizde mi oturuyorsunuz? “Çok oturdun, hadi kalk artık biraz dolaş” diyor size. Toplantıdasınız veya uçaktasınız, uyarı geldi ama oturmaya devam ediyorsunuz kalkacak haliniz yok. Bunu da anlıyor, biraz sonra “Hadi madem kalkamıyorsun o zaman oturduğumuz yerde biraz vücudumuzu esnetelim” diyor. Size nasıl esneyebileceğinize dair uygulanabilir egzersizler gösteriyor. Sizi hareketli yaşama özendiren bir yaşam koçu gibi davranıyor. Bence çok iyi yakalanmış bir fonksiyon dizisi.

Zamanı Geldi mi Dersiniz?

Mağazaya gidip 1.299 TL verip bir saat alıyorsunuz. Binlerce farklı saat gibi davranabilen, akıllı telefonunuzun bir uzantısı haline dönüşen, daha aktif bir yaşam için sizi sürekli cesaretlendiren, çocukluk hayallerinizi gerçeğe dönüştüren bir aygıt karşılıyor sizi.

Gerçekten gerekli mi? Buna beklentileriniz ve ihtiyaçlarınızı düşünerek siz karar verin. Kendi adıma konuşacak olursam ilk bilgisayarını ve ilk saatini alabilmek için yıllarca sabretmek zorunda kalmış bir neslin temsilcisi olarak, bu iki kavramın bu kadar tatmin edici şekilde bir araya geldiği böyle bir örneği koluma takmak için 30 yıldan uzun süre beklemem gerekti. Samsung Gear S3, benim gözümde tasarımı ve fonksiyonları itibariyle bugün piyasada yer alan akıllı saatler arasında tercih edilebilecek en iyi alternatif olarak yerini aldı bile.

Dick Tracy’e, Michael Knight’a haber verin. Onların da zamanı geldi artık.

Etiketler:

Yorum

  1. FERAY ECZACIBAŞI 30 Aralık 2016
  2. FERAY ECZACIBAŞI 30 Aralık 2016
    • Levent Daşkıran 30 Aralık 2016

Sizin de bu konuda söyleyecekleriniz mi var?