Isaac Asimov’un 35 Yıllık Gelecek Öngörüleri: Büyük Ustanın Gözüyle 1983’ten 2019’a Bakış

Bilim kurgu edebiyatının en parlak isimlerinden Isaav Asimov’un 1983 yılında The Star Gazetesi için ortaya koyduğu gelecek öngörüleri, konuk yazarımız Hakan Arıbaş’ın gözüne takılmış. Arıbaş, kendine has renkli üslubuyla bunları sıralarken bazı öngörülerin günümüzü ne kadar iyi bir şekilde yansıttığına hayret etmekten kendini alamıyor.

Geçen gün internette bir makale için arama yaparken farklı konuda ilginç bir yazı tesadüfen gözüme çarptı. Yazı bilim kurgu edebiyatının en büyük yazarlarından olan, pek çok ödüllü esere imza atmış, benim de büyük bir hayranı olduğum Isaac Asimov olunca, araştırdığım şeyi unutup hemen yazıyı okumaya başladım. Konu şu: Toronto’da yayın yapan The Star gazetesi 1983’te Asimov’dan 35 sonrasının dünyası hakkında bir yazı yazmasını istemiş. 2019 geldiğinde de o yazıyı tekrar yayınlamış.

Asimov, 1983’te yayınlanan 2019’a dair öngörülerini 3 başlık altında toplamış: Nükleer Savaş, Bilgisayarlaşma ve Uzayın Kullanımı.

Nükleer Savaş

Asimov’un 2019’a ait ön görüleri içerisinde en az değindiği konu nükleer savaş olmuş. “Eğer böyle birşey olursa geleceğe ait herhangi bir öngörüde bulunmaya gerek olmaz, çünkü bunları okuyacak insan kalmaz dünyada, bu yüzden bu ihtimalin olmayacağı varsayımı ile devam etmek istiyorum” diyerek konuyu kısa ama öz bir şekilde kapatmış Asimov.

Bilgisayarlaşma

Asimov’un en çok üzerinde durduğu alan bilgisayarlaşma olmuş. “Zaten hükumetler ve şirketler tarafından kullanılan bilgisayarlar evlerimizde de kendilerine yer bulacak” diye oldukça isabetli bir tahminde bulunmuş.

Robotlar için “mobile computerized object” tanımını yapan ünlü yazar, robotların sanayide kullanımının giderek artacağını ve 2019’da onlarsız bir sanayinin mümkün olamayacağını da söylemiş. Bugün gerçekten de robotların kullanılmadığı yer kalmadı desek yanlış olmaz.

Özellikle “Bilgisayarlaşma daha az iş anlamına gelmeyecek, çünkü teknolojik gelişmeler geçmişte olduğu gibi her zaman yok edilenden daha fazla iş yaratmıştır. Bunun bu sefer de doğru olmayacağını düşünmek için hiçbir neden yok” şeklindeki inanılmaz haklılık payına sahip öngörüsünü okuyunca Asimov’u bir kere daha takdir ettim. Devamı da müthiş: “Yaratılan işler, yok edilenlerle aynı olmayacak. Geçmişte benzer durumlarla karşılaşsak da, 2019’daki değişiklikler daha önce olmadığı kadar radikal olacak.”

Asimov’un 35 yıl önce günümüzün dünyasını bu kadar net tarif etmiş olması inanılmaz.

Teknolojinin yok edeceği mesleklerin rutin işler olacağı, insanın hala yapmaya devam edeceği işlerin yaratıcılık gerektiren, insan zekasına ihtiyaç duyan işler olacağını söyleyen Asimov’un öngörüleri içerisinde en çok beğendiğim eğitim sistemi hakkında söyledikleri oldu.

Bilgisayar ve insanın bir arada yaşayacağı gelecekte, eğitim sisteminin bunu destekleyecek şekilde değişmesi gerektiğini ta 35 yıl önceden görüp söylemesi inanılır gibi değil. Özellikle bunu günümüzde hala anlayamayanların olduğunu düşününce…

Sanki günümüzde elimizden düşürmediğimiz akıllı telefonları ve mobil interneti tarif edercesine, bilgiye erişimin kolaylaşacağını ve bunun öğrenme şeklimizde değişiklik yapacağını söylemiş Asimov bundan 35 yıl önce.

Uzayın Kullanımı

Öngörülerinde insanların dünya dışına çıkması, uzayda kalıcı olarak yaşanabilecek yerler inşa edilmesi, ayda madencilik yapılması gibi günümüzde ancak kısmen gerçekleşmiş olan bir geleceği de tarif ediyor Asimov. Ancak bunun için öne sürdüğü bir koşul var: “Eğer devletlerin silahlanma iştahları azalırsa, insanlık uzayda kendine yer edinme arayışında hızlı bir şekilde yol alabilir” diyor.

Aradan geçen 35 yılda bu koşul gerçekleşmediği için Asimov’un uzayla ilgili öngörülerinin çoğu 2019’da bizler için de hala olası bir gelecekten öte bir şey değil maalesef.

Uzayla ilgili diğer öngörülerinde 2019’da enerji ihtiyacının çok artacağını, bu ihtiyacın uzayda kurulacak güneş enerji santralleri gibi yapılarla temiz bir şekilde elde edilip dünyaya ulaştırılabilmesi mümkün olması halinde dünyadaki savaşları azaltacağını, çünkü bunun ancak dünyadaki ulusların ortak çabasıyla başarılabilecek ve barış koşullarında devam ettirilebilecek bir faaliyet olduğunu da söylemiş ünlü yazar.

Dünyada üretilmesi mümkün olmayan ya da çok zor olan nesneler için uzayın çok iyi bir üretim ortamı olabileceğinden, çok yüksek ve çok düşük sıcaklık, yüksek radyasyon ve dünya üzerinde yapılması imkansız olan çok tehlikeli deneyler için uzayın laboratuvar olarak kullanılabileceğinden söz etmiş.

Günümüzde Asimov’un uzaya olan inancını en çok paylaşan ve bu  doğrultuda en somut adımları atan kişilerin başında gelen ünlü girişimci Elon Musk, Şubat 2018’de Falcon Heavy ile uzaya gönderdiği Tesla otomobiliyle tüm dünyada dikkatleri üzerine çekmişti.

Sonradan Musk’ın Mars’a minik bir şey daha yolladığı ortaya çıktı: Arch.

Madeni para boyutunda bir veri depolama cihazı olan Arch, Southampton Üniversitesinde görev yapan İngiliz bilim insanları tarafından geliştirilmiş. Binlerce yıl bozulmadan uzayda kalabileceği belirtilen Arch’ın içerisinde bir kütüphane varmış. Bu kütüphanenin içindeki kitaplardan üç tanesi de Asimov’un ünlü “Vakıf” üçlemesinin kitapları!

Yazısını “Aslında 2019 dünyası 1984’ün şu andaki dünyasından çok uzak gibi görünse de, gelecek yıllar için planlanan çok daha büyük değişikliklere dair bir gösterge olacak” sözleriyle tamamlayan büyük ustayı bir kez daha saygıyla selamlıyorum.

Hakan Arıbaş Kimdir?

1973 yılında Erzurum’da doğdu. İlkokulu Bursa, ortaokulu Malatya, liseyi Kars’ta okuduktan sonra üniversite sınavında Türkiye 64’üncüsü olarak girdiği İstanbul Teknik Üniversitesi Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği‘nden 1995 yılında mezun oldu. Ardından İTÜ Kontrol ve Bilgisayar Mühendisliği yüksek lisans programını tamamladı.

1993’te İTÜ’de öğrenci yıllarında part-time olarak başladığı profesyonel çalışma hayatında Netaş, Pamukbank, MKK, Avea, Turkcell gibi farklı şirketlerde yazılım mühendisliği, proje yöneticiliği, Unix/Windows/Storage/Backup sistem yöneticiliği, IT altyapı müdürlüğü gibi pek çok farklı rolde çalıştı.

2014’ten bu yana Akbank IT Sunucu ve Mobil Sistemler Yönetimi Grup Müdürü olarak görev yapmaktadır.

Sizin de bu konuda söyleyecekleriniz mi var?