Acer Nitro 5 İncelemesi: Süper Kahraman Acaba Gündelik İşlerde Nasıl?

15 inçlik ekrana sahip oyuncu bilgisayarı Acer Nitro 5 serisinden AN515-51 modeli Enterprise Next’in konuğuydu. Oyun için üretilmiş bir bilgisayarın günlük kullanımdaki performansını ve üzerimizde bıraktığı izlenimleri sizlerle paylaşmak istedik.

Soğuk ve yağmurlu bir İstanbul akşamında, bir anda sessizce bırakıp gitti beni.

Günün birinde bunun olacağını biliyordum, ama bu kadar çabuk olacağını düşünmemiştim. Hazırlıksız yakalanmıştım. “Neden” diye sordum, tek kelime etmedi. Sesi kısılmış, yüzündeki ışık kaybolup gitmişti.

“Yarım kalanlar ne olacak” dedim. “Hiç olmazsa anılarımızı geri ver. Fotoğraflarımı, hatıralarımı bende bırak…”

Sırlarını öylesine derinlere saklamıştı ki ulaşmak için bir hayli uğraşmam gerekti. Yaklaşık 20 vida sonunda diski çıkarabildim. Başka bir bilgisayara taktım, tüm veriler yerli yerindeydi.

Derin bir oh çektim.

Neredeyse beş yıldır birlikte olduğum ve her anından keyif aldığım bilgisayarımla ayrılığımız işte böyle oldu. Ana kartı arızalanmıştı, tamir edemediler. Ana kart değişim bedelinin sıfır bir bilgisayara denk olduğunu öğrenince, başka limanlara yelken açmam gerektiğini anladım.

Aslında son dönemde değişen bazı ihtiyaçlarım beni yeni bir bilgisayar almaya zorluyordu. Özellikle son döviz kurlarının da etkisiyle bir süredir erteliyordum. Bilgisayar üzerinde çok fazla oyun oynamamakla birlikte, özellikle site için yaptığım video montajları sırasında geçiş efektlerinin ve üst üste video kanallarının bol olduğu anlarda 4. Nesil Intel işlemcinin hızıma ayak uyduramaması beni yavaşlatıyordu. Üstüne kullandığım montaj yazılımının yeni sürümünün ekran kartından gelen işlem gücünü ana işlemciyle kombine edebildiğini öğrenince, oyun bilgisayarları makul bir seçenek gibi görünmeye başladı.

İhtiyaçlarım aşağı yukarı belliydi. Çağdaş ve yüksek performanslı bir işlemci, onu destekleyecek iyi bir ekran kartı, mümkünse kolay genişleme için çift bellek slotu, klasik sabit diskin yanı sıra hızlı açılış ve dosya erişimi için M2 SATA SSD yuvası, iyi bir ekran ve ergonomik bir klavye.

Mümkünse bunların üzerine bir de fiyatı uygun ve tasarımı şık olursa tadından yenmez.

Geliyor gönlümün efendisi…

Araştırmalarım sırasında yolum yeni Acer Nitro 5 serisinin AN515-51 modeliyle kesişti. İncelediğim kadarıyla piyasanın en iyi fiyat performans vaatlerinden birini sunan bu model, konfigürasyonuyla da iyi bir denge ortaya koyuyor. Bendeki cihaz Intel Core i7 7700HQ işlemci, 1TB sabit disk, NVIDIA GeForce 1050 ekran kartı ve 16 GB bellek üzerine kurgulanmış. Bunu 15 inçlik Full HD ekran ve kırmızı arka aydınlatmalı, ada tuş dizilimli klavyeye sahip şık bir kasanın içine yerleştirmişler. Biraz daha para ödemeyi göze alırsanız aynı kasa içinde 128 GB SSD ve 1050 Ti ekran kartına sahip seçenekleri de mevcut.

Bendekinde SSD yoktu; ama cihaz açılışında diskin diğer bileşenleri ne kadar geriye düşürdüğünü görünce bir tane takmak gerektiğini hemen anlıyorsunuz. Cihazın arka kapağını söktüğümde hemen karşımda beliren 2280 standardındaki m2 SATA SSD yuvasına eski bilgisayarımdan kalan 240 GB’lık Samsung diski yerleştirince cihaz bağı çözülmüş kısrak gibi koşmaya başladı. Neredeyse dakika ile ölçülen açılış süresi 10 saniyenin altına indi. İşte bu!

Gelelim işin inceleme kısmına. Yaklaşık 1 aydır kullandığım bu bilgisayarla ilgili değerlendirmelerim nasıl? Performans ihtiyacını oyuncular için üretilmiş bir bilgisayarla karşılamanın günlük kullanımda üzerimde bıraktığı hisler neler? Bunları soru ve cevaplar eşliğinde sizlerle de paylaşayım istedim.

Cihazın Tasarımı Nasıl?

Cihazın parlak kaplaması oldukça şık dursa da parmak izi ve toz toplamaya bir o kadar yatkın. Neyse ki silmesi oldukça kolay.

Dış kapak üstünden alüminyum görünümlü, iç tarafta parlak bir kaplama kullanmışlar. Kasa yapısı böyle bir konfigürasyon için oldukça ince ve kibar, parlak kaplamanın biraz parmak izi tutması haricinde göze batan bir derdi de yok. Her ne kadar pek görmeyecek olsanız da arka bölüme yerleştirilen hava kanalları aygıta performans araçlarına benzer bir hava katmış. Ekran bağlantı menteşesinin ortasına gerilen kırmızı çıta da performans beklentisini işaret eden bir sembol gibi.

İmleci hareket etmek için ayrılan dokunmatik yüzeyin köşelerine gizlenmiş düğmelere basmak biraz zor. Ama cihaz zaten iyi bir fareyle eşleşmek için doğduğundan bu durum göz ardı edilebilir. Cihazın 3 kilonun altındaki ağırlığı ve fazla büyük olmayan adaptörü özellikle ev içinde istediğiniz yere taşımak için gayet uygun.

Klavyesi Rahat mı, Her Şey Yerli Yerinde mi?

Kırmızı arka aydınlatmaya sahip ada klavyenin tuş basışı biraz sert ama alışmak sorun olmuyor.

Cihazla kurduğunuz etkileşimin en önemli bileşenleri olan bu ikili konusunda ortaya çıkarılan iş de fena değil. Klavyede her bir tuşun kendi başına bağımsız olarak yerleştiği ada dizilimi mevcut. Tuşlar benim beğenime göre biraz; sert ama alışmak zor olmuyor. Ayrıca oyuncuların özellikle yoğun olarak kullandığı WASD tuşları özellikle belirginleştirilmiş ki bu durum ilgili tuşların kaplama olarak da güçlendirildiği hissi doğuruyor. (Bu arada ben ESDF’ciyim, WASD ne ara geldi yerleşti hala anlamış değilim.)

Numerik tuşlara da sahip olan klavye kırmızı renk arka aydınlatmaya sahip. Aydınlatma yeterli; ama seviye ayarı mevcut değil. Sadece açma ve kapama seçeneği var. Bu cihazda ana güç tuşunu ayrıca tasarlamak yerine klavyenin sağ üst köşesine, normal klavye tuşu olarak yerleştirmişler. Bu da en üst sıradaki bazı tuşların, özellikle Del tuşunun yerinin kaymasına neden olmuş. Del ve Home tuşlarının sola kaymış olması, Del tuşunu daima sağ üst köşede bulmaya alışmış olanlar için kısa bir alışma devresi gerektiriyor.

Neyse ki CTRL olması gereken yerde, sol alt köşede.

Ekranı Güzel mi?

Ekran görüş açısının geniş olması gayet güzel, renkler de yeterince canlı ve parlak.

Cihazda oldukça geniş görüş açısına sahip 1920×1080 çözünürlükte 15 inç boyutunda IPS LCD ekran mevcut. Ekranı maksimum parlaklığının yetersiz olmasından dolayı eleştirenler var. Ben genelde ekranları en karanlık ayarın bir üstü civarında parlaklıkta kullandığım için pek sorun etmedim. Daha çok renk doygunluğu, beyaz kalitesi, kontrast ve görüş açısı gibi konulara bakıyorum ki ekran bu konularda beklentilerimi karşılıyor.

Eleştirilebilecek tek yönü çerçevenin biraz kalın olması. Televizyonlarda ve telefonlarda çerçevesiz sonsuz ekranlara alışmışken dizüstü bilgisayarlarda hala böyle etli çerçevelerle karşılaşmak biraz göz alışkanlığı gerektiriyor. Diğer yandan rakiplerine de şöyle bir baktığımda oyun bilgisayarı olma iddiasıyla ortaya çıkan cihazların hemen hepsinde bu durum mevcut. İlginç. Belki de yüksek performanslı cihazların alan gereksinimi ve soğutma ihtiyaçları nedeniyle gerektirdiği geniş tasarım ihtiyacının bir sonucudur.

Bağlantılar Yeterli mi?

Cihazda 1 tane HDMI, 1 tane USB Type C, 1 tane USB 3.0, 2 tane USB 2.0 bağlantısı, SD Kart okuyucu, 3.5mm kulaklık girişi ve RJ45 ethernet yuvası mevcut. Optik sürücü yok, dial-up modemin olmaması bir dezavantaj (şaka şaka). Tüm bağlantılar sağ ve sol kenara yerleştirilmiş, arkayı tamamen havalandırma kanallarına bırakmışlar. Kablosuz bağlantı ekranın iki tarafına yerleştirilen MIMO antenleriyle güçlendirilmiş.

HDMI çıkışının 4K çözünürlükte saniyede 60 kare desteklemesi güzel. Kutudan USB Type C portunu da klasik USB gibi kullanmamızı sağlayacak minik bir adaptör çıksaymış nefis olurmuş. Şimdilik buraya bağlayacak herhangi bir cihazım olmadığını fark ettim.

Kullanımda, Performansta Sıkıntı var mı?

Cihaza yönelik en çok gördüğüm eleştirilerden biri ekran parlaklığının yeterli olmadığı yönünde; ama şahsen aydınlıkta kullanımı etkileyecek bir sorun göremedim.

Oyun oynarken iyi bir ekran kartı ve bunu destekleyecek nitelikte güçlü bir işlemcinin ihtiyaç olduğunu biliyoruz. Geriye kalanların büyük çoğunluğunun genelde internet üzerinde dolanarak, e-posta cevaplayarak veya Office tarzı verimlilik uygulamaları kullanarak vakit geçirdiği bir gerçek. Bir de arada kalanlar var. Yani bilgisayarı gündelik işlerde kullanan; ama arada bir yüksek performanslı görüntü işleme veya hesaplamaya dayalı uygulamalara ihtiyaç duyanlar.

Son dönemde yüksek performans isteyen pek çok uygulama ekran kartlarının gücünü de ana mikroişlemciyle birlikte kullanmaya başlayınca, iş istasyonu olarak tasarlanmış cihazlara parası yetmeyenler oyun bilgisayarlarını bunun yerine koymaya başladı.

Yazının en başında belirttiğim üzere benim de en büyük ihtiyacım video montaj sırasında eklediğim geçişlerin sonucunun anında ön görüntüleme ekranına düşmesiydi. Bu benim oyun oynamak hariç herhangi bir günlük kullanım senaryosunda bilgisayarı en çok zorladığım ana karşılık geliyor. Bir önceki cihazımda bu 4-5 saniye kadar sürüyordu. Süre kısa gibi görünüyor; ama çalışırken öyle değil. Word’ü açıp tab tuşuna bastığınızda imlecin paragraf başına gitmesi için 4-5 saniye beklemek zorunda kaldığınız bir dünya hayal edin; işte o kadar rahatsızlık verici. İşte bu süre yeni sistemle sihirli değnek değmiş gibi sıfırlandı.

Peki oyunlar? Bendeki cihazda 4GB belleğe sahip NVIDIA GTX 1050 ekran kartı vardı. League of Legends gibi sistemi fazla yormayacak oyunlarda maksimum görüntü ayarında 130 FPS civarı kare hızını rahatlıkla karşılıyor. PUBG gibi grafik kalitesi açısından biraz daha zorlayan oyunlarda, zorlandığı yerlerde bile saniyede 40 karenin altına düştüğünü pek görmedim. Neticede ben işimi yapayım, arada açıp oyun da oynayayım diyenler için her iki dünyanın ihtiyaçlarını karşılamak için gayet yeterli bir aygıt.

Ses, Isınma, Genişleyebilirlik, Batarya Ne Durumda?

Arkada yer alan havalandırma kanalları aygıta spor araba hissi veriyor.

Cihaz normal kullanımda yüklenmezseniz arada bir fanını belli belirsiz açıp kapatıyor. Yüklendiğinizde ise fan oldukça bağırıyor, arka taraftan çıkan rüzgarın sesini duyabiliyorsunuz. Bilgisayarla etkileşim kurduğunuz, elinizi avucunuzu dokunduğunuz bölgelerde de herhangi bir ısınma söz konusu değil. Isıyla mücadele sırasında gördüğüm en sessiz dizüstü bilgisayar olduğunu söyleyemeyeceğim. Ama çoğunuzun heyecanla oyun oynarken kulaklık taktığı için bunu fark etmeyeceği de bir gerçek. En azından kulaklıktan bile içeri sızacak kadar bir ses yok alette.

Ses demişken, Dolby algoritmalarıyla desteklenen dahili ses kalitesi böyle bir cihaz için ortalama olarak değerlendirilebilir. Sesi sonuna kadar açtığınızda çatlamaması güzel. Sadece biraz baslarda eksiği var.

Genişleme için aygıtın alt bölümüne iki tane kapak koymuşlar. Birinde 2 adet RAM slotu, diğerinde klasik sabit disk yuvası var. Her iki cihazın terfisini tek bir vidayı sökerek yapabiliyorsunuz. M2 SSD takmak isterseniz arka kapağı sökmeniz gerekiyor. Neyse ki kapağı çıkardığınızda yuva doğrudan karşınızda beliriyor, ana kartı söküp ayrıca arkasını döndürmek zorunda kalmıyorsunuz.

Cihazın pili içine gömülü vaziyette; sökmeden çıkarmak mümkün değil. Normal gündelik kullanımda 6 saatin üzerinde, oyun oynarken de 2 saatten biraz fazla batarya ömrüne sahip. Performans için üretilmiş bir cihaz için sonuçlar hiç fena sayılmaz.

Sonuç: Önerir misin?

Acer Nitro 5, sunduğu konfigürasyon zenginliğini kullanışlılıktan fazlaca feragat etmeden ve cüssesini şişirmeden, güzel bir paket eşliğinde sunmayı başaran bir ürün. Şu ara kendi performans kategorisinde alınabilecek en uygun fiyatlı ürünler arasında bulunuyor.

RGB ışıklı klavye, yüksek aydınlık seviyelerine ulaşan ekran, ince ekran çerçevesi, ünlü ses markaları tarafından döşenmiş ses sistemleri ve daha fazla metal malzeme kullanımı gibi lükslerden mahrum olabilir. Fakat bir fiyat performans cihazı olarak vaatlerini gayet güzel yerine getiriyor.

Enterprise Next olarak cihazı verimli ve ekonomik bir alternatif olarak değerlendiriyor ve seçenekleriniz arasında yer vermenizi öneriyoruz.

Sizin de bu konuda söyleyecekleriniz mi var?