Şirketlerin Yüzde 94’ü Siber Risklere Karşı Hazır Değil

Küresel ölçekte artan jeopolitik belirsizlikler, yapay zekâ destekli saldırılar ve hızlanan dijital dönüşüm, kurumların siber dayanıklılığını yeniden sorgulatıyor.

PwC’nin yayımladığı Dijital Dünyada Güven Araştırması 2026, şirketlerin siber güvenlik alanında önemli yatırımlar yapmasına rağmen hazırlık seviyesinin hâlâ istenilen noktada olmadığını ortaya koyuyor. Araştırmaya göre, kurumların yalnızca yüzde 6’sı araştırmada ele alınan tüm siber riskler karşısında kendisini tam anlamıyla hazırlıklı görüyor. İş ve teknoloji liderlerinin yüzde 60’ı ise jeopolitik gelişmeler nedeniyle siber güvenlik yatırımlarını en önemli üç stratejik önceliği arasına almış durumda. Ayrıca kurumların yalnızca yüzde 24’ü proaktif güvenlik önlemlerine, olay müdahalesi ve kriz yönetimi gibi reaktif harcamalardan belirgin şekilde daha fazla yatırım yapıyor.

Siber güvenlik alanında kimlik güvenliği ve Ayrıcalıklı Erişim Yönetimi (Privileged Access Management – PAM) çözümleri geliştiren Kron Teknoloji, araştırmanın ortaya koyduğu tablonun kurumların güvenlik mimarisinde temel bir paradigma değişimine işaret ettiğini belirtiyor. Şirkete göre saldırganlar artık ağ çevresini aşmaya değil, en yüksek yetkilere sahip kullanıcı hesaplarını ele geçirmeye odaklanıyor. Bu nedenle kimlikler, ayrıcalıklı hesaplar ve kritik sistem erişimleri yeni güvenlik sınırını oluşturuyor.

Kron Teknoloji Eş Genel Müdürü Ayşe Yenel, araştırmanın sonuçlarını değerlendirirken şunları söyledi:
” Uzun yıllar boyunca kurumlar, güvenlik stratejilerini ağırlıklı olarak ağlarına dışarıdan gelebilecek siber saldırılara karşı korumak üzerine şekillendirdi. Oysa bugün saldırganlar güvenlik duvarlarını aşmaya çalışmıyor; doğrudan yönetici hesaplarını, servis kimliklerini ve ayrıcalıklı erişimleri hedef alıyor. Bir kurumun en kritik varlığı artık yalnızca verisi değil, o veriye erişebilen kimlikleridir. Kimlik güvenliğini merkeze almayan hiçbir siber güvenlik stratejisi tam anlamıyla dayanıklı olamaz.”

Kimlik güvenliği, yapay zekâ çağının temel yatırımı olacak

PwC araştırması, önümüzdeki dönemde kurumların en fazla yatırım yapmayı planladığı alanlar arasında kimlik ve erişim yönetimi, yapay zekâ destekli güvenlik yetkinlikleri, veri koruma ve bulut güvenliğinin öne çıktığını gösteriyor. Yapay zekâ tabanlı sistemlerin ve otomasyonun yaygınlaşmasıyla birlikte insan kullanıcıların yanı sıra servis hesapları, API’ler ve makine kimliklerinin sayısı da hızla artıyor. Bu gelişme, kimlik güvenliğini geleceğin en kritik siber güvenlik başlıklarından biri haline getiriyor.

Kron PAM; ayrıcalıklı kullanıcı hesaplarını, servis hesaplarını ve kritik erişimleri merkezi olarak yönetirken, güvenli uzaktan erişim, parola kasası, çok faktörlü kimlik doğrulama, oturum kaydı ve ayrıntılı denetim yetenekleriyle kurumların saldırı yüzeyini azaltıyor. Kron DAM ise kritik veri tabanlarında gerçekleşen işlemleri gerçek zamanlı izleyerek hassas verilere yönelik yetkisiz veya olağan dışı erişimleri görünür hale getiriyor.

“Siber güvenlikte başarı, erişimi kontrol edebilme yeteneğiyle ölçülecek”

Ayşe Yenel, önümüzdeki yıllarda kurumların güvenlik olgunluğunu belirleyecek en önemli kriterlerden birinin kimlik odaklı güvenlik yaklaşımı olacağını belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
“Yapay zekâ, bulut ve dijital dönüşüm yatırımları kurumlara büyük rekabet avantajı sağlıyor. Ancak her yeni teknoloji aynı zamanda yeni kimlikler, yeni yetkiler ve yeni erişim riskleri oluşturuyor. Geleceğin en güvenli kurumları en fazla güvenlik ürünü kullananlar değil; kimlerin hangi sistemlere, hangi süreyle ve hangi amaçla erişebildiğini eksiksiz yöneten kurumlar olacak. Siber güvenlik artık çevreyi değil, kimliği koruma meselesidir.”

PwC’nin araştırması, kurumların siber güvenlikte yeni döneme hazırlanırken teknoloji yatırımlarını kimlik güvenliği, erişim yönetimi ve proaktif risk yönetimiyle desteklemeleri gerektiğini ortaya koyuyor. Kron Teknoloji ise kurumların bu dönüşümü gerçekleştirebilmeleri için ayrıcalıklı erişim yönetimi (PAM) ve veri tabanı erişim yönetimi (DAM) çözümleriyle hem regülasyonlara uyum sağlamalarına hem de siber dayanıklılıklarını artırmalarına katkı sunuyor.

Sizin de bu konuda söyleyecekleriniz mi var?