Ultra HD’nin En İyi Görüntüleme Deneyimi Olmasının 4 Nedeni

Geçtiğimiz yıl HD TV satışlarını aşan Ultra HD TV setleri satışlarının, 2019 yılında da artarak devam etmesi bekleniyor.

Daha fazla Ultra HD televizyon setinin satın alınmasıyla birlikte tüketicilerse, yeni ekranlarının özelliklerini farkettiren görüntü içeriğini izlemek için daha istekliler. Ancak film çekimi ve izlenmesinde kullanılan teknolojiler gelişirken birçok tüketici bu yeni teknolojilerin, onların izleme deneyimleri için ne anlama geldiği konusunda kaybolmuş gibi… İşte bu yazıyla tüketicileri aydınlatmayı amaçlıyor ve Ultra HD’nin bugün mevcut olan ‘en iyi görüntüleme deneyimi’ olmasının dört ana nedenini anlatıyoruz.

4 Kat Daha Fazla Piksel

Ultra HD TV’ler, HD TV’lere göre dört kat daha fazla pikselle, dört kat daha fazla ayrıntı sunuyor. Bu ayrıntı seviyesinin heyecanla izlediğiniz canlı spor yayınlarında ya da çok sevdiğiniz bir doğa belgeselinde nasıl bir fark yaratacağını hayal edin! Bir Ultra HD ekran, tam dört 1080 piksel HD ekrana denk gelir. Ultra HD’nin 3840 x 2160 piksel çözünürlüğü, sinema ekranlarının 4096 x 2160 çözünürlüğünden sadece biraz daha küçüktür.

Peki bu kadar çok pikseli bir ekrana sıkıştırdığınızda ne olur? Daha net, daha keskin ve daha fazla detay görmenize izin veren bir görüntüde daha yüksek piksel yoğunluğuna sahip olursunuz. Bir diğer ifadeyle, Olimpiyatlar’daki bir halterciyi izlerken, ellerindeki tebeşir tozununun tüm parçacıklarını görebilir, Dünya Kupası’ndaki bir maçta, sahanın çimlerindeki detayları farkedebilirsiniz. Kısacası bu piksel yoğunluyla her eylemin detayına, tıpkı yanınızda gerçekleşiyormuşçasına tanıklık edersiniz.

1 Milyar Renk Detayı

Gerek ekran teknolojisi gerekse kaynak materyaldeki kısıtlamalar nedeniyle tüm televizyonlar ürettikleri renk yelpazesinde sınırlıdır. Örneğin HDTV, 8 bit renk kullanarak yaklaşık 16,7 milyon renk görüntüler. Bu rakam kulağa çok gelebilir ancak görsel spektrumun nispeten küçük bir dilimidir. Uluslararası Telekomünikasyon Birliği tarafından oluşturulan 10 bit renge geçiş ve BT.2020 standardıyla Ultra HD, her bir birincil rengin ton sayısını 256 ila 1024 arasında artıran daha geniş bir renk yelpazesi sunar ve bu da toplamda 1 milyar görüntülenebilir renk demektir.

Renkteki bu gelişme izleyici açısından hemen göze çarpmayabilir, ancak bu farkı yan yana karşılaştırmada kolayca anlayabilirsiniz. Daha geniş renk yelpazesi ekranda en çok kırmızı ve yeşil renkte görülür ve daha gerçekçi TV görüntüsü sağlar. Örneğin 4 K TV içeriğiniz sizi bir orman sahnesine götürdüyse, Ultra HD TV setiyle yeşilin tüm zengin tonlarını görüntüleyebilir, adeta ormanın içindeymişçesine yeşile ve doğaya doyabilirsiniz.

Daha Yüksek Kontrast

4K Ultra HD TV’lerde bir sonraki büyük şey olarak heyecan yaratan bir konu da HDR (Yüksek Dinamik Aralıklı Görüntüleme) özelliğidir. Tüm Ultra HD ekranlar bu özelliği sunmaz, ancak en son modellerde hızla standart hale geldiğinin müjdesini verebiliriz. HDR genellikle geniş renk gamıyla (WCG) özelliğiyle birlikte daha da belirgindir. Geniş renk yelpazesinin görüntülenebilir renk sayısını arttırdığı durumlarda, HDR ekranın en parlak ve en karanlık kısımları arasında daha fazla kontrast sağlar.

Bu durum, ekrandaki koyu renkleri daha koyu, beyaz renkleri daha beyaz, kısacası daha fazla ayrıntıyı daha iyi göreceğiniz anlamına gelir. Diyelim ki TV içeriğinizde bir mağara görüntüsüne denk geldiniz. UHD’nin HDR özelliği sayesinde sarkıt ve dikitleri detaylı olarak izleyebilir ya da mağaranın içindeki yarasa kolonisini hemen farkedebilirsiniz.

Daha Yüksek Kare Hızı

Film içeriklerinin çoğunda saniyede 24 karede yakalanır. Bu kare hızı, sesin kesik veya dağılmış hissi vermeden, iyi bir ses kalitesi sağlayan minimum çekim hızı olması nedeniyle seçilmiştir. Aynı zamanda çok fazla film kullanılmadığından çekimlerin maliyetlerini düşürmeye yardımcı olur. Saniyede 5 kare altındaki kare hızlarındaysa insan beyni ayrı görüntüler görmeye başlar. Tıpkı çok yavaşlayan bir stop-motion filmi gibi saniyede 5 kare üzerindeki hızlarda film çeken beyin, hareket olarak gördüğü şeyi algılar. Kare hızı ne kadar yüksek olursa, hareket o kadar az bulanıklaşır, pürüzsüz ve gerçekçi görünür.

Çekim teknolojisi geliştikçe, daha yüksek kare hızlarında film çekmek de kolaylaşıyor. Artık çoğu video çekimleri saniyede 50 kare olarak filme alınıyor. En yeni Ultra HD ekranlarsa 100Hz, 200 Hz veya daha yüksek bir yenileme hızıyla (hertz saniyede kare cinsinden ölçülüyor), hareket bulanıklığını azaltıyor ve daha yumuşak bir görüntü sağlıyor. Böylece izleyici açısından eylemler daha gerçekçi oluyor. İşte yüksek kare hızı özelliği de araba yarışı veya hızlı aksiyon sporları gibi aktif içeriklerde çok belirgin bir görüntü deneyimi farkı yaratır ve izleyiciye tam bir ekran keyfi sunar.

Etiketler: , ,

Sizin de bu konuda söyleyecekleriniz mi var?