Kuantum Bilgisayarlar RSA Şifrelemesini 8 Saatte Kırabilir

Son 20 yıldaki teknoloji trendlerine baktığımızda dijital dönüşüm, bulut bilişim, mobil cihazlar, büyük veri ve iş analitikleri tüm dünyayı bir dönüşüm içine soktu.

Yazan: Gökhan Arıksoy

Önümüzdeki birkaç yılda bunlara ek olarak yapay dar zeka, artırılmış gerçeklik ve blok zinciri de etkisini artıran teknolojiler olacak.

Önümüzdeki 20 yıllık dönemde ise imzasını atacak iki konu olduğunu görüyoruz: yapay genel zeka ve kuantum bilgisayarlar.

Verilerini yıllar boyunca güvenle saklamak isteyenlere kötü bir haberim var. Kuantum bilgisayarlar, 2048-bit RSA şifresinin ömrünü yıllardan saatlere indiriyor. Yapılan yeni bir araştırmaya göre kuantum teknolojisi günümüzün şifreleme metotlarını beklenenden çok daha kısa bir sürede yakalayacak.

Tuzak kapısı adı verilen matematiksel fonksiyonların kullanıldığı söz konusu kriptolama yöntemleri şifrelemeyi son derece kolay hale getirirken, özel bir anahtar olmadan kırmayı da bir o kadar zorlaştırıyor.

Bu tarz şifreleme yöntemleri daha önce kırılamadı. Çünkü klasik bir bilgisayarın kırabilmesi yıllar sürüyor. Modern şifreleme yöntemleri de özellikle bunu hedefliyor. Böylece teoride kırılabilir olsalar bile, pratikte mümkün olmuyor.

Kuantum bilgisayarlar ezber bozacak

Şimdi tüm okuduklarınızı unutun. Çünkü kuantum bilgisayarları bu yaklaşımı boşa çıkarmaya hazırlanıyor. Klasik bilgisayarlardan çok çok daha güçlü olan bu cihazlar, zamana güvenen şifreleme yöntemlerini son derece kolay bir şekilde kırabilecek.

Google’ın Santa Barbara ofisinde çalışan Craig Gidney ve Stockholm’deki KTH Royal Institute of Technology’den Martin Ekerå, bir araya gelerek kuantum bilgisayarların kod kırıcı hesaplamaları çok daha verimli bir şekilde yapmasını sağlayacak yeni bir yol keşfetti.

2048-bit RSA şifrelemesini kırma işleminin 1 milyar kubit yerine 20 milyon kubitle yapılmasını sağlayan bu yeni yöntemle bir kuantum sisteminin böylesi ileri seviye bir şifrelemeyi 8 saatte kırabileceğini gösteriyor.

Gidney ve Ekerå’nın geliştirdiği yöntem, 1994’te Peter W. Shor tarafından geliştirilmiş bir algoritma olan, kuantum bilgisayarlarında çok büyük sayıları kolaylıkla asal çarpanlarına ayırabilen ve kriptoloji tarihinin dönüm noktalarından biri olarak kabul edilen Shor algoritmasını geride bırakıyor.

Tabii 20 milyon kubit kuantum bilgisayar şu anda gerçekleşmesi çok zor bir hayal olmaktan öteye gidemiyor. Diğer taraftan silikon vadisinin kurulmasından birkaç yıl sonra, yani 1960’lı yılların sonlarından beri yarı iletken devre elemanları üretiyoruz. Geçen 50 yıl içerisinde de kuantum bilgisayarlar üretecek kabiliyete ulaştık. Son 50 yıllık dönemde geçen her yıl içinde yeni bir teknolojiye ulaşma hızımız katlanarak artıyor. Bu gelişim hızıyla geliştirilen yeni teknolojiler sayesinde her geçen gün bir başka inovasyona tanıklık ettiğimizi düşündüğümüzde, belli bir süre sonra elbette bu bilgisayarlar da hayatımızda yer alacak.

Kullanıcılar ve firmalar açısından durum

Şu anda birçok firma kredi kartı gibi önemli bilgileri saklamak için 2048-bit şifrelemeyi veya ona benzer bir sistemi kullanıyor. Bu noktada kullanıcılar açısından çok fazla bir risk yok. Ancak firmalar için tablo daha farklı. Hatta devletlere de baktığımızda durum biraz daha ciddileşiyor. Devletin büyükelçilikler veya ordu gibi birimleri arasında gönderilen şifreli mesajlarının çok uzun zaman boyunca saklı kalması gerekiyor. Dolayısıyla bu güçte bir kuantum bilgisayar üretilmeden önce yeni bir şifreleme yöntemine geçiş yapmaları şart.

Matematikçileri şaşırtan çözüm

University of Connecticut’tan Hang Dinh ve bazı arkadaşları kuantum bilgisayarların kullanılacağı saldırılara karşı matematikçileri şaşırtan bir çözüm buldu. 1978 Cryptosystem olarak adlandırılan bu şifreleme yöntemi, 1978’de Matematikçi Robert McEliece’in geliştirdiği ve neredeyse hiç kullanılmayan bir kod olmasına rağmen kuantum bilgisayarlara karşı direnebiliyor. McEliece’in kodu, icat edildikten yıllar sonra daha önce hiç karşılaşmadığı ilgiyi görecek gibi görünüyor.

Teknolojinin vardığı ve varabileceği noktalar her gün, hepimizi şaşırtmaya devam ediyor. Dünyanın en önemli teknolojilerinden birisi olan şifreleme yöntemlerinin karşı karşıya kaldığı bu olası tehlikeyi büyük bir ilgiyle takip edeceğim.

Sizin de bu konuda söyleyecekleriniz mi var?