Uzmanlar, Birliği’nin Yeşil Mutabakat hedefleri doğrultusunda hayata geçirdiği Dijital Ürün Pasaportu (DPP) uygulamasına ilişkin kritik açıklamalarda bulundu.
İnovakademi Başkanı Gökhan Erol, Türkiye’nin en büyük ihracat pazarı olan Avrupa’da zorunlu hale gelmeye başlayan bu sistemin, Türk ihracatçısı için sadece bir teknik gereklilik değil, aynı zamanda küresel rekabette öne geçme fırsatı olduğunu vurguladı.
Erol: “AB’ye ihracatta yeni dönem: İhracatçıya vize, ürüne dijital pasaport lazım”
Gökhan Erol, DPP’yi bir ürünün üretim aşamasında kullanılan hammadde içeriğinden karbon ayak izine, tamir olanaklarından geri dönüşüm talimatlarına kadar tüm yaşam döngüsünü içeren dijital bir sicil kartı olarak tanımlıyor. Ürünlerin üzerine yerleştirilecek QR kod veya benzeri teknolojilerle erişilecek bu veriler, tüketicilere ve denetleyicilere şeffaf bir bilgi akışı sağlayacak.
AB’ye İhracatta Tehdit mi Yoksa Fırsat mı?
İnovakademi olarak bu değişim sürecinde firmalara rehberlik etmeye hazır olduklarını belirten Gökhan Erol, bu yeni trendi nasıl katma değere dönüştürdüklerini şu başlıklarla özetledi:
- Uyum ve Strateji Hazırlığı: İşletmelerin mevcut üretim süreçlerini AB regülasyonlarına (Taksonomi, SKDM, Karbon ofsetleme vb.) uygun hale getirmek üzere rehberlik edilmesi.
- Veri Yönetimi ve İzlenebilirlik: Hammadde tedarik zincirinin şeffaflığını sağlayacak dijital altyapıların kurulması.
- Eğitim ve Sertifikasyon: Şirket personeline sürdürülebilirlik raporlaması ve dijital veri yönetimi konularında yetkinlik kazandırılması.
Geleceğin Ticaret Dili: Sürdürülebilirlik
Gökhan Erol, Avrupa pazarında kalıcı olmak isteyen Türk firmaları için DPP’nin artık bir tercih değil, bir zorunluluk olduğunu hatırlattı. Bu süreci erkenden yönetmeye başlayan ihracatçıların, rakiplerinin önüne geçerek “yeşil ticaret” pastasından daha büyük pay alabileceğini belirtti.



