Dünya genelinde 1.100’den fazla siber güvenlik liderinin katıldığı yeni anketten elde önemli bilgiler edinildi.
Giderek daha fazla işletme yapay zeka destekli bir geleceğe doğru ilerlerken, bulut güvenliği bir kurumun başarısı ve hatta hayatta kalması için her zamankinden daha kritik hale geliyor. Yapay zekanın benimsenme hızı, bulut ortamlarının yönetilme şeklini temelden değiştiriyor ve geleneksel güvenlik modellerinin ve ekiplerin modern dağıtımları koruma yeteneklerinin ötesinde bir hızla saldırı yüzeyini genişletiyor.
Yapısal uyumsuzluk
Fortinet’in desteklediği ve Cybersecurity Insiders tarafından hazırlanan, dünya genelinde 1.163 üst düzey siber güvenlik lideri ve uzmanının katıldığı kapsamlı bir ankete dayanan 2026 Bulut Güvenliği Durum Raporu, bu modern ortamın hızı ile güvenlik ekiplerinin gerçek zamanlı olarak tutarlı görünürlük, algılama ve yanıt sağlama becerisi arasındaki yapısal uyumsuzlukta hızla artan bir bulut karmaşıklığı farkı olduğunu ortaya koyuyor.Bulut karmaşıklığı ve dayanıklılık arasındaki artan uçurum, yatırım eksikliğinden kaynaklanmıyor. Fortinet’in bu uzmanlarla yaptığı anket, siber güvenlik harcamalarının artmasına rağmen, siber savunmaların olgunluğu ve etkinliğinin, günümüzde sıklıkla yapay zeka unsurunu içeren birçok yeni kullanım örneğine ayak uyduramadığını gösteriyor.
Boşluklara dikkat
Anket verileri derinlemesine analiz edildiğinde, üç güçlendirici faktörün karmaşıklık boşluğunu yarattığı görülüyor. Bu faktörler şunlar:
1: Parçalanmış savunma sistemleri – Siber güvenlik ekipleri, birlikte çalışmak üzere tasarlanmamış birden fazla sistemden gelen uyarıları manuel olarak ilişkilendirmek zorunda kalıyor. Oysa kurumların neredeyse yüzde 70’i, araçların yaygınlaşması ve görünürlük boşluklarının etkili bir bulut güvenlik çözümünün önündeki en büyük engeller olduğunu belirtiyor.
2: Yetersiz sayıda personele sahip ekipler – Birbiriyle uyumlu çalışmayan sistemlerin yanı sıra, kurumlar yetenek eksikliği ve yeterli sayıda yetkin siber güvenlik uzmanı istihdam edememe sorunuyla da mücadele ediyor. Bu eksiklik, dünya çapındaki siber güvenlik ekiplerini zor durumda bırakarak yavaş yanıtlara ve uyarıların veya önemli sinyallerin gözden kaçmasına neden oluyor. Ankete katılanların yüzde 74’ü nitelikli siber güvenlik uzmanlarının aktif olarak eksik olduğunu bildirirken, yüzde 59’u bulut güvenliği olgunluğunun erken aşamalarında kalmaya devam ediyor.
3: Makine hızında çalışan tehditler – Tehdit aktörleri, otomasyon ve yapay zekayı kullanarak yanlış yapılandırmaları ortaya çıkarıyor, izin yollarını haritalıyor ve tehdide maruz kalabilecek verileri insan kaynaklı savunma sistemlerinin yanıt verebileceğinden daha hızlı bir şekilde tespit ediyor. Güvenlik açığı ile saldırı arasındaki süre kısaldıkça, ankete katılan siber güvenlik uzmanlarının yüzde 66’sı bulut tehditlerini gerçek zamanlı olarak tespit etme ve bunlara yanıt verme becerilerine güvenmediklerini belirtiyor.
Hibrit, Çoklu Bulut Modeli
Bulut ortamları, dağıtılmış mimariler, dinamik kimlikler, hızla genişleyen hizmetler ve karmaşık veri akışları nedeniyle, tek bir sağlayıcı üzerinde kurulmuş olsalar bile, doğası gereği karmaşık. Birçok işletme için bu karmaşıklık, birden fazla genel bulut, şirket içi altyapı, Hizmet Olarak Yazılım (SaaS) uygulamaları ve dağıtılmış kullanıcılar ve cihazları içeren hibrit ve çoklu bulut dağıtımları ile daha da artıyor.
Anket, kurumların yüzde 88’inin artık hibrit veya çoklu bulut ortamlarında çalıştığını gösteriyor. Bu oran geçen yıl yüzde 82 idi. Bunların yüzde 81’i kritik iş yüklerini çalıştırmak için iki veya daha fazla bulut sağlayıcısına güveniyor (geçen yıl yüzde 78 idi) ve yüzde 29’u üçten fazla sağlayıcı kullandığını bildiriyor.
Bulut büyümesi = Saldırı yüzeyi büyümesi
Yeni sağlayıcılar, hizmetler ve kullanıcılar yeni yapılandırmalar, izinler ve veri yolları oluşturdukça, iyi tasarlanmış bir bulut altyapısı bu eklemelerle otomatik olarak ölçekleniyor. Fakat aynı zamanda, altyapı giderek daha karmaşık hale geliyor ve anlaşılması ve yönetilmesi daha zorlaşıyor. Bu nedenle, siber güvenlik ekipleri için en büyük zorluk, görünürlük, dayanıklılık ve operasyonel verimlilik için sürekli gelişen bir ortamı güvence altına almak.
Birleşik güvenlik ekosistemlerine geçiş
Dinamik bulut ortamlarıyla ilişkili güvenlik sorunlarını çözmek isteyen kurumlar güvenlik stratejilerini yeniden değerlendiriyor. Anket verileri, işlevlere özgü ve ayrı ayrı yönetilen nokta araçlarından birleşik güvenlik ekosistemlerine doğru açık bir geçiş olduğunu gösteriyor.
Ankete katılanların yüzde 64’ü, şu anda sıfırdan başlasalardı, ağ, bulut ve uygulama güvenliğini birleştiren tek satıcı platformuyla siber güvenlik stratejilerini tasarlayacaklarını söyledi. Peki neden? Güvenlik ekipleri, farklı satıcılardan gelen araçlar için gereken tüm entegrasyon işlemlerinden bunalmış durumda. Daha az sayıda platform ve paylaşılan veri modelleriyle entegre edilebilen ve koordineli bir şekilde uygulanabilen platformlar istiyorlar. Bu konsolidasyon, sadece araç sayısını azaltmakla kalmıyor, aynı zamanda genel görünürlüğü artırarak, algılama ve yanıt vermeyi hızlandırarak ve daha proaktif tehdit maruziyeti yönetimi sağlayarak korumayı güçlendirirken operasyonel sürtüşmeleri de azaltıyor.
Bulut güvenliğinin işleyişi yeniden şekillendirilmeli
Rapordaki veriler net bir tablo çiziyor: Kurumların en etkili bulut güvenliğine sahip olabilmeleri için, hiper büyüme, parçalanma, siber güvenlik uzmanlığına sahip sınırlı sayıda çalışan ve yapay zeka kaynaklı tehditler gibi güncel önemli sorunları ele almaya odaklanmaları gerekiyor. Yapay zeka stratejileri izleyen kuruluşlar için, yapay zeka geleceğinin üzerine inşa edileceği güvenli bir temel ve operasyonel uygulamalar sağlamak daha da önemli hale geliyor.



