Zayıf Güvenlik Anlayışı ve Riskli Uygulamalar Siber Saldırıları Artırıyor

Siber suçlular hali hazırda bilinen zafiyetlerden faydalanıp fidye yazılım olarak da bilinen melez tehditlerle etkilerini artıyor.

Fortinet 2017

Fortinet en güncel Küresel Tehdit Raporu’nun sonuçlarını açıkladı. Araştırmaya göre zayıf siber güvenlik hassasiyeti ve riskli uygulama kullanımı, solucan benzeri saldırılara avantaj sağlayıp sızıntıların rekor hızlarda gerçekleşmesine neden oluyor.

Fortinet Güvenlik Bilgileri Başkanı, Phil Quade konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Dijital ekonomimizi güçlendiren teknolojik inovasyonlar siber güvenlik alanında da iyi ve kötü sonuçlar doğurabilecek fırsatlar yaratıyor. Ancak yeteri kadar konuşulmayan konu ise etkin ve sürekli bir siber güvenlik hijyeni ile herkesin kötü sonuçların önüne geçebileceği. Siber suçlular yeni sıfır gün saldırılarını kullanıp sistemlere sızmıyorlar, tersine halihazırda bilinen zayıflıklardan faydalanıyorlar. Bu da kaynaklarını sızıntıların tespit edilmesini güçlendirecek teknik inovasyonlara harcamalarını sağlıyor. En yeni solucan benzeri özellikler ile bulaşmalar hızlı bir şekilde gerçekleşip vektörler veya platformlar boyunca da kolayca genişletilebiliyor” dedi.

Saldırıyı gerçekleştirenler sistemlere sızmak için daha az vakit harcarken işletme sürekliliğine daha fazla zarar verecek otomatikleştirilmiş, amaç tabanlı araçlar geliştirmeye odaklanıyorlar. Araştırmada önce çıkan başlıklar şöyle:

Etkin bir siber güvenlik anlayışı solucan benzeri saldırılarla başa çıkmak için hayati öneme sahip

Hizmet-olarak-suç altyapısı ve otonom saldırı gereçleri saldırganların küresel çapta hareket etmelerini kolaylaştırıyor. WannaCry gibi tehditler çok kısa sürelerde yayılıp geniş çaplı bir saldırı alanını hedefleyebildikleri için bütün dikkatleri üzerine çekmişti. Kurumlar siber hijyenlerini daha istikrarlı bir şekilde sürdürülebilirse saldırıların önüne geçilebilirdi. Ne yazık ki saldırganlar yaması yapılmamış ya da güncellenmemiş açıkları kullanıp başarılı sonuçlar elde ediyorlar. Belirli bir saldırı otomatik hale getirildiğinde saldırganlar sadece belli endüstrilere saldırmak zorunda kalmıyor, zamanla etkilerini ve ellerindeki kozları güçlendirip işleri arap saçına dönüştürüyorlar.

  • Kötücül solucan yazılımları artıyor: WannaCry ve NotPetya virüsleri, yamasına sadece birkaç aylığına ulaşılabilen bir açığı hedeflemişlerdi. Bu saldırılardan kurtulan kurumların sadece bir ya da iki ortak noktaları bulunuyor; ya açığı fark etmelerini sağlayacak güncel güvenlik araçlarını kullandılar ve/veya gerekli yamayı kullanıma sunulur sunulmaz kurdular. WannaCry ve NotPetya’dan önce meydan on yıldan uzun bir süredir şebeke solucanlarına kalmıştı.
  • Saldırıların yarattığı büyük zararlar: 2017’nin ikinci çeyreğinde firmaların üçte ikisi yüksek veya kritik kötüye kullanım yaşadı. Kurumların yüzde 90’ı iki veya üç yaşında olan açıklarının kötüye kullanıldığını bildirdi. Bir hatanın ortaya çıkışının üzerinden on yıllar geçmesine rağmen firmaların yüzde 60’ı hala benzer nedenli saldırılara maruz kalıyorlar. İkinci çeyrek verilerine göre toplamda 184 milyar kötüye kullanım tespit edilirken 62 milyon kötücül yazılım ve 2,9 milyar botnet iletişim teşebbüsü yaşandı.
  • Aksama süresi boyunca aktif: Otomatik hale getirilmiş tehditler hafta sonu ya da tatil demeden gece gündüz çalışıyor. Kötüye kullanım teşebbüslerinin yüzde 44’üne yakını cumartesi ya da pazar günlerinde gerçekleşti. Hafta sonu yoğunluğu hafta içinin iki katıydı.

 Teknoloji kullanımı tehdit risklerinin habercisi oluyor

Hız ve verimlilik dijital ekonomilerde işletmeler için hayati önem taşıyor, bu da cihaz veya sistem aksama süreleri için sıfır tolerans demek. Uygulamalar, ağlar ve cihazların kullanım ve kurulum teknolojileri gelişirken siber suçluların kötüye kullanım, kötücül yazılım ve botnet taktikleri de yerinde saymıyor. Siber suçlular yeni teknolojilerdeki ve hizmetlerdeki açıkları ve fırsatları kullanmak için hazırda bekliyorlar. Özellikle işletmeler için sorunlu yazılım kullanımlar ve saldırıya açık hiper-bağlı IoT cihazları potansiyel risk teşkil ediyorlar, çünkü sürekli bir şekilde yönetilmiyor, güncellenmiyor ya da değiştirilmiyorlar. Ek olarak her ne kadar internet gizliliği ve güvenliği için iyi bir çözüm olsa da şifrelenmiş web trafiği şifrelenmiş iletişimde zayıf görünürlük sorunları olan savunma araçları için sorun teşkil ediyor.

  • Uygulama Kullanımı: Riskli uygulamalar tehlikelere kapı açan risk vektörleri yaratır. Uç birimden uç birime (p2p) uygulamalara izin veren kuruluşlar p2p uygulamalara izin vermeyenlere göre 7 kat botnet ve kötücül yazılıma maruz kaldıklarını rapor ediyorlar. Benzer bir şekilde proxy uygulamalarına izin veren kuruluşlar izin vermeyenlere göre 9 kata yakın botnet ve kötücül yazılım raporu veriyorlar. Şaşırtıcı bir şekilde giderek artan bulut tabanlı ya da sosyal medya uygulamalarının kullanımının kötücül yazılım ve botnet bulaşmasına neden olduğunu gösteren bir bulguya rastlanamadı.
  • Sektör analizi: Eğitim sektörü ögelere ve endüstrilere göre gruplama oluşturulduğunda altyapı ve uygulamalarda ölçülen her birimde birinci sırada yer aldı. Geri kalan sektörler ortalama bir performans gösterirken enerji sektörü en muhafazakar yaklaşıma sahip olan endüstri oldu.
  • IoT cihazları: Her beş kurumdan bir tanesi mobil cihazları tehdit eden bir kötücül yazılım ihbarında bulundu. IoT cihazları geleneksel sistemlerin sahip olduğu belli bir kontrol, görünürlük ve koruma seviyesine sahip olmadığı için zorluklara neden oluyor.
  • Şifrelenmiş web trafiği: Verilere göre en yüksek web üzerinden yapılan şifrelenmiş iletişim yolları üst üste ikinci defa en yüksek konumda yer aldı. HTTPS trafiği http trafiğini geçerek yüzde 57’ye ulaştı. Bu değişim önemli çünkü tehditlerin kendilerini saklamak için şifrelenmiş iletişim yollarını kullandıkları biliniyor.

Sizin de bu konuda söyleyecekleriniz mi var?