Uzaya Gidip Gelmek 10 Dakika

Birkaç gün önce SpaceX, NASA ile yaptığı anlaşma uyarınca uzaya ‘kargo paketi’ bıraktı. Tüm yolculuk geri dönüp roketi park etme dahil 10 dakika bile sürmedi.

Türkiye Uzay Ajansı

İstanbul’un trafiğinden, kalabalığından şikayet edip dururuz, haklıyız da. Ama diğer yandan yapılan araştırmalara bakıp dünyanın en yoğun trafiğine sahip şehirlerinden birinde yaşadığımız için sebebini bilmeden böbürleniriz. Gün ortasında başlayıp mesai saatinin sonlarına uzayan bir toplantı, dönüş trafiğine de yakalandığımız için toplantı mekanına gitmesi, toplantısı, dönüşü derken tüm günü ortadan kaldırır.

Bilinen en güçlü zaman öldürme yöntemlerinden biridir İstanbul trafiği.

Geçen hafta içinde Elon Musk’ın uzay lojistiğine soyunan şirketi SpaceX, Uluslararası Uzay İstasyonu’na ulaştırılacak bir ‘kargo paketi’ için havalanıp geri döndüğünde aklımdan geçenler tam olarak buydu. Falcon 9 roketi, taşıdığı kargosuyla birlikte Kennedy Uzay Merkezi’nden havalanmış, süzülerek atmosferi geçmiş ve kargosunu doğru koordinatlara ulaştığında uzay boşluğuna bırakıvermişti. Hemen ardından inişe geçen Falcon 9, sorunsuz bir iniş gerçekleştirmeyi de başarmıştı.

Kargo ise bu sırada yelkenlerini, pardon, güneş panellerini açarak uzay istasyonuna olan yolculuğuna çıkmıştı bile.

YouTube’dan canlı izlediğim bu yolculuk gidiş dönüş sadece 8,5 dakika sürdü. Hani şu İstanbul’un merkezinde olduğu iddia edilen, köprüye 10 dakika, havalimanına 5 dakika denilen, ama değil köprüye varmak, evinizin kapısını kilitleyip, otoparktan aracınızı çıkartıp sitenin güvenlik görevlileriyle selamlaşmanızın bile 10 – 15 dakikayı bulabildiği, ‘neden kimse bunlara tüketiciyi aldatmaya yönelik reklam yaptıkları için ceza kesmiyor’ dediğim yerleri düşününce son derece az bir süreden bahsediyorum.

Bu arada ek bir bilgi. Biliyorsunuz, ilk modülü 1988’de fırlatılan ve 2020’li yılların başlarında emekliye ayrılacak olan bir uzay istasyonumuz var. 2014 yılında kahve tutkunu astronotlar için uzayda çalışabilecek özel bir kahve makinesi üretilmiş, bu kahve makinesini götüren ekibin ayaklarını yerden kesip, istasyona varıp kahve makinesinin kolisini açacak şekilde kenetlenmesi için 6 saat yetmişti.

Aynı günde birbirinden hafif uzak iki toplantınız varsa İstanbul trafiğinde geçirdiğiniz süre kadar yani.

Türkiye Uzay Ajansı Nihayet Kuruluyor

Tüm bunları neden mi yazdım? Eğer takip etme şansınız olduysa Türkiye Uzay Ajansı nihayet kuruluyor. Türkiye Uzay Ajansı Kurulması ve Uzaya Yönelik Faaliyetlerin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı sonunda TBMM’ye sunuldu. Büyük ihtimalle, belki de uzun bir aradan sonra ilk kez bir kanun tasarısı oy çokluğuyla değil ‘oy birliği’ ile kabul edilecek.

Nihayet dedim, çünkü diğer ülkelere göre bir hayli geç kalmışız. Mesela Uruguay 1975’te kurmuş, Avusturya 1972, Azerbaycan 1974, Belçika 1964, Bulgaristan 1987. Tam listeyi Wikipedia’da görebilirsiniz. Ama bizimkileri de küçümsemenin anlamı yok. TÜBİTAK bünyesinde Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü 1985 tarihli. Turgut Özal’ın, Türk uyduları için uzayda yörünge satın alınmasını onayladığı dönem ise 1990’lar. Herkes Mars’a gitmeye çalışırken biz de elimiz kolumuz bağlı oturmamışız.

Ama tabii iş sadece biz de kuralım, bizim de sesimiz uzay boşluğunda yankılansın demekle olmuyor. Bir uzay ajansı kurup hiçbir şey yapmayan ülke örnekleri de var önümüzde. Bu alanda parmakla gösterilen örnek ülke ise ne ABD, ne Rusya, ne geçtiğimiz günlerde uzaya 100 küsur uyduyu aynı anda bırakan Hindistan, ne de yakın gelecekte uzaydaki tek istasyonun sahibi olarak kalacak olan Çin. Uzayda son 30 yılda adeta bir uydu imparatorluğu kuran, bir süre önce de üst düzey yöneticilerinin gelin uzay madenciliği şirketinizi bizim ülkemizde kurun diye çağrı yaptığı ülke olan Lüksemburg benim gözümde liderliğin en büyük adayı. İstanbul’un tek bir ilçesinden daha az nüfusu olan ülkede uzay araştırmaları yapan 4 araştırma enstitüsü, uzay madenciliği dahil bu alanı iş olarak benimsemiş 25 kadar da orta ve büyük ölçekli şirket bulunuyor.

Yine çok uzatmışım yazıyı. Son olarak bizim yöneticilerden küçük bir ricam var. Mümkünse Türkiye Uzay Ajansı’nı şehir merkezinden uzakta ayrı bir kompleks olarak kurun. Zaten bunu bir iş haline getirmede geç kaldık, bari ilgilenecek isimler İstanbul ya da Ankara trafiğinde vakit kaybetmesin.

Melih Çelik

Yazargezer. Genelde teknoloji yazar. Arada çevre, şehir, sağlık, enerji yazar. Vakit kalırsa gezer. İçerik Danışmanı. Hakkında detaylı bilgi için http://www.melihcelik.net/hakkimda/ adresini ziyaret edebilirsiniz.

Sizin de bu konuda söyleyecekleriniz mi var?