Akıllı Sınıfların Geleceği: 2017 İçin Altı Önemli Trend

Yazan: HPE Aruba Ülke Müdürü Ersin Uyar

Mobil cihazların, mobil uygulamaların ve IoT’nin pazara girişi oldukça hızlı ve eğitim sektörünün bu teknolojiyi erkenden benimsediğini görmemize şaşırmamamız gerek.  Bu neslin etkileşim biçiminin merkezinde yer alan mobil cihazlarla, doğal olarak mobil yenilikçiliğe öncülük etmek ve öğrencilerin daha gelişmiş öğrenme deneyimi kazanmalarını sağlama işi eğitim kurumlarına düşüyor. Bunu yapmak için, öğrencilerin mobil olma isteğini engellemeyen teknolojiye yatırım yapmaları gerekir; ancak öğrencilerin aynı zamanda da eldeki ödeve, yani derse odaklanmayı sürdürmeleri gerekir. (Öğrenme)

Sürekli gelişmekte olan müfredat ve SAT‘lar (akademik yeterlilik testi), GCSE‘ler (genel orta öğretim sertifikası) ve A Düzeylerini içeren büyük sınav formatlarının değişmesi ile birlikte, BT’nin ve başka departmanların öğrencilere en iyi fırsatları sunmaları amacıyla, öğrenci ve personelin ihtiyaçlarını karşılamak üzere işlevlerinin gelişmeye devam etmesini sağlamak önemlidir.

Eğitimdeki müşterilerimizle yakın işbirliği yaparak, sınıfın değişen talepleri üzerine sürekli tartışıyoruz; cihaz yaygınlaştırma, uygulama kullanımı, oda / bina ortamları, IoT’nin başlaması, öğrenci ve öğretmen işbirliği ve veri destekli karar verme, bunlardan sadece bir kaçı.

Bu tartışmalarda, yakın gelecekte hayata geçirilmesini beklediğimiz 6 temel tema ve trendi saptadık:

  1. Kurum Boyunca Yayılan IoT – Gartner, geçen yıl 5.5 milyon yeni “nesne”nin her gün ağlara bağlandığını ve 2020’ye kadar yaklaşık 21 milyar cihazın bunlara katılacağını tahmin ederken, IoT okul cihazlarının ötesine hızla genişliyor. Bağlantılı ışıklar ve kapı kilitlerinden, sınıftaki öğrenime ve öğrenci kayıtlarına kadar geniş bir yelpazede her geçen gün daha da fazla yayılıyor.
  2. Her Zaman Hazır Deneyimler – Sadece ‘her zaman, her yerde’ bağlantı talep eden IoT cihazları değil. İster oyun alanı, sınıf, spor salonu isterse de toplantı salonunda olsun,  tüm kullanıcılar şimdi cihazlarından ve uygulamalarından yüksek performans bekliyorlar; böylece içeride ve dışarıda sorunsuz şekilde çalışıp öğretip öğrenebilecekler. (Her zaman ve her yerde)
  3. Akıllı Alanlar –Lokasyona özel servisler bir yıl önce yeniydi. Bu yıl, içeriğe duyarlı mobilite, alanlara zekâ eklemekle ilgileniyor, böylece alan sizinle etkileşime girebiliyor. Örneğin, bir öğretmen sınıfa girdiğinde, ekipmanın ve kolaylıkların konfigürasyonu şimdi otomatik olarak onun profiline göre ayarlanabilir. Ya da bildirim almayı seçen bir öğrenci belirli bir sınıfın önünden yürüyerek geçerken, ev ödevinin bitiş tarihine ilişkin bir bildirim alacaktır.
  4. Giyilebilir Cihazlar ve Lokasyonu Tanıyan Çözümler – Okullardaki karar vericiler hâlâ gizliliğin korunması yönünde yönergeler hazırlanmasına çalışırlarken, birçok kişi, öğrenciler okulda dolaşırlarken, mobil cihaz ve ağlardan toplanan verilerin kurumlar tarafından kullanılmaya başlanmasının sadece an meselesi olduğunu düşünüyorlar. En iyi akademik performans göstergesi olan derslere devamlılığın kanıtlanmasının araştırılması ile risk altındaki öğrencilerin hızla belirlenme özelliği, onları tekrar kazanmaya yardımcı olabilecek müdahalelerin gerçekleştirilmesine izin verir.
  5. Öğrenim için Sanal Gerçekçilik (Virtual Reality / VR) ve Artırılmış Gerçekçilik (Augmented Reality  / AR) – Ticari sanal gerçekçilik (VR) veya artırılmış gerçekçilikteki (AR) yeniliklere daha geniş erişim, teknolojiyi araştırma laboratuvarlarının dışına, sınıflara taşıyor. Öğrenimin giriş seviyesinden daha üst seviyelere kadar öğretmenler, VR ve AR’i, öğrencileri geçmişte mevcut olmayan gerçekçi simülasyonlara sokmak için mekanizmalar olarak benimsiyorlar.
  6. Yoğunluğu Artan Ortamlar – Önceki eğilimler göz önüne alındığında, cihaz yoğunluğunun artık konferans salonlarıyla sınırlı olmadığı açıktır. Öğrenciler, dizüstü bilgisayarlardan eğlence sistemlerine, bağlantılı ışıklara kadar bir çok cihazı kullanıyorlar. Sınıf dışında da akıllı telefonlar, akıllı ekranlar ve tabletlerde deneyimlerini paylaşmayı bekliyorlar. Yemekhaneler, ısınan tepsiler için sıcaklık göstergelerine, otomatlardaki sensörlere ve yemek bileti için tarayıcılara dayanıyorlar – hepsinin yemek saatlerinde öğrencinin cihazlarının yanı sıra ağa erişmeleri gerekiyor. Wi-Fi ağınız açısından bakıldığında, bu cihazların tümü, bağlantı gerektiren “nesneler”dir. Dahası, mobil cihazların her yerde bulunması nedeniyle, bu günlerde devre dışı kalma veya zayıf deneyimler karşısında çok az hoşgörü söz konusudur.

Bugünün öğrencileri, çoğu kullanıcı arabirimini anlamada doğuştan gelen bir kabiliyete sahipler; yani en yeni cihazları pratik olarak kullanabiliyorlar. Bu da bu cihazları, genel olarak yüksek katılım seviyelerini korumak için ders planlarına ve okul kültürüne dahil etmenin ayrılmaz bir parçası yapıyor. Akıllı sınıf her zaman heyecan verici ancak hassas bir konudur, çünkü öğrencilerin temel ders alanlarında bilgilerini öğrenmeye ve geliştirmeye devam etmeleri şarttır, ancak bu gelişmelerin güvenli IoT ortamlarındaki artışla birlikte olmasını beklemekteyiz.

Sizin de bu konuda söyleyecekleriniz mi var?